Günün Hikayesi | Emma Gatewood’un İzinden Yürümek
1955 Yılı...
67 yaşındaki Emma Gatewood, eski Keds ayakkabılarını giydi, kendi elleriyle diktiği Denim çantasını omzuna vurdu ve Tarihin kapısını ardına kadar açtı…
Ne bir haritası vardı, ne modern zamanın aletleri, ne de yolunu bekleyen kalabalıklar.
Ona eşlik eden tek şey, dimdik duran cesareti ve tükenmek bilmeyen iradesiydi.
1887’de Ohio’nun toprak kokan köylerinde dünyaya gelmişti. On bir çocuk büyütmüş, şiddet ve acıyla yoğrulmuş bir evliliğe katlanmıştı. Yıllar geçip çocukları büyüdüğünde, kalbindeki yaralar kabuk bağladığında, bir karar verdi: Tek başına, Appalachian Dağları boyunca 3.490 kilometrelik yolu yürümek!!
Ve yürüdü…
Fırtınaların kamçıladığı sırtlardan geçti, yağmurların sildiği patikalardan ilerledi, karanlık ormanlarda ayılarla göz göze geldi. Kayalardan, dik yamaçlardan, uçsuz bucaksız vadilerden geçerken rehberi sadece içgüdüsüydü. Geceleri yıldızların altında yattı, gündüzleri yabancıların cömertliğine tutundu. Kimi günlerde tek lokması, birkaç karahindiba yaprağıyla bir kutu konserveydi.
Emma, Appalachian Yolu’nu tek başına ve kesintisiz yürüyen ilk kadın oldu. Ona neden yaptığını sorduklarında, Dünyayı sarsacak bir yalınlıkla yanıt verdi:
« Çünkü canım istedi. »
Ama bu destan burada bitmedi. 1960’ta yeniden yürüdü. 1963’te bir kez daha!
Her adımıyla dünyaya haykırdı: Yaş, sınır değildir; yaş, yeniden başlamaktır.!
Emma Gatewood yalnızca bir yürüyüşçü değildi. O, on bir çocuk doğuran bir ana, acının küllerinden doğan bir direnişçi, yollara iz bırakan bir öncüydü. Attığı her adım, ardında cesaretin ve özgürlüğün taşlara kazınmış türküsünü bıraktı…
Bugün, Appalachian ormanlarında rüzgâr hışırdadığında, yaprakların arasından hâlâ onun sesi duyulur.!
… Ve izinden yürüyen her yürek, onun cesaretinden bir kıvılcım taşır.”
—