Açıkkara Dergisi 103. Sayısıyla Yayında | Mehmet Pektaş
Açıkkara 103 sayısında,Tacettin Şimşek “Bilsen Uzaklarda Çimler Ağlıyor” isimli yazısıyla okura adeta bir futbol nostaljisi yaşatıyor.
Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay derken kendimizi 14 Kasım 1984’te oynanan Türkiye-İngiltere maçında buluyoruz. Golsüz geçen ilk 13 dakikadan sonra çimler ağlamaya başlıyor. Hem de ne ağlama… Kalemizde 8 gol buluyoruz. Tarih tekerrür eder mi? Bizim futbol tarihimiz tekerrür ediyor hem de ışık hızıyla, 3 sene sonra. Bu defa kalede Fatih var. Skor yine aynı İngiltere 8, Türkiye 0. Aradan yıllar geçti, tarihten ders aldık mı tartışılır.
Tayyib Atmaca’nın sevilen serisi Mavra Meydanı onuncu bölümüyle sürüyor. İt Yaşar’ın aklına uyan İrfâni Ağa, sıpayı sucukla pastırma ile beslemeye devam eder. Ummadık taş baş yarar misali, Yaşar’ın verdiği akıl işe yarıyor ve sıpa bir azman olup çıkıyor. Bir deneme yapmak için atı çifte koşuyorlar. At iki saat içerisinde koca tarlayı toz duman ediyor. İlerleyen günlerde at bir cankurtarana dönüyor, öküzü hastalananın yerine Bozo koşuluyor, birinin traktörü arızalansa tamirciye kadar Bozo çekiyor. Bozo’ya karşılık römorklu traktör teklif edenler bile var. Asıl şaşırtıcı teklif ise Karayolları İL Müdürlüğünden geliyor. Bakalım İrfâni Ağa, Karayolları’nın teklifine ne cevap verecek?
Halit Yıldırım, Bak Şu Muskanın Yaptığına serisine “İşi Kitabına Uydurma” isimli yeni bölümle devam ediyor. Usta palavracı Âdem Efendi, avını avucunun içine almanın keyfini çıkarır. Elde ettiği bilgileri Murat ve Sibel’e sundukça ikisi de şaşkınlıktan küçük dilini yutuyor. Sibel’in Âdem Efendi’ye hayranlığı gittikçe atarken Murat, ara sıra da olsa diline hâkim olamaz. Âdem Efendi’nin savunması hazırdır: ““Ben bunu kitaptan okuyorum. İşte bu da bu işin bir ilmi olduğunu gösteriyor. Kafadan sallamıyoruz. Sizin gibi yeni yetme materyalist ve pozitivist kafalar, kıramadıkları önyargıları ve dahası çözemedikleri fizikötesi âlem ve parapsikolojik olaylar karşısında acziyetlerini inkâr ile örtbas etmeye çalışıyorlar.”
Mehmet Pektaş, Resmî İşler Müdürlüğü serisine “Başkan Müsterih, Dernek Münfesih” isimli bölümle devam ediyor. Necati Bey, canını sıkan herkesi dernekten ihraç eder. Bunu duyurma işe de kayınçosu Hasan’ındır. Hasan, boynuna takındığı davul ile köy meydanına çıkar ve ihraç edilenlerin isimlerini okur. Tabii bunun karşılığında da iyi bir dayak yer. Necati, derneğin ebedi başkanı olmak için kayınçosuna tüm üyeleri ihraç etmeyi teklif eder. Yalnız iki üye kalacaktır: Kayınço Hasan ve Necati’nin eşi Fikriye. Evdeki hesap çarşıya uymaz ve Necati’nin planı derneğin komple feshedilmesinin yolunu açar.
Hacı Musa Tuncer, Hacı Musa Tuncer, Unçuluk Anşa ile Bedirik Hörü’nün hikâyesini anlatmaya bu sayıda da devam ediyor. Unçuluk Anşa ile Ellik Ali, tatlı bir telaş içesindedir. Ertesi gün Leyli kızı istemeye gideceklerdir. Aile Leyli kızı istemek üzere planlar yapar. Bedirik Hörü ile Takoz İremzi de kız istemeye gidecekler arasındadır. Kimin hangi beygire bineceğini belirlemekten başka dertleri yoktur.
Develili Seyranî“Bu Sene”, Aslan Avşarbey “Bir İzdivaç Masalı”, Kadir Köse “Asırlık Çelişki”, M. Nihat Malkoç “Senin Derdin Hiç Bitmiyor”, Nurgül Kaynar Yüce “Gardaş”, Hızır İrfan Önder “Nankör İnsan”, Zeynel Abidin Payas ve Ali Parlak “Kesilmeyen Cebiş Destanı”, Yavuz Dinç “Yol Arkadaşım Marşı”, Memik Kömekçi “Mülakat Kapısı”, Halil Manuş “Ne Dediler?”, Bedrettin Keleştimur “Ağaç Ol”, Bekir Oğuzbaşaran “Beni de Allah Yarattı, Ben de Allah Kuluyum”, Ȃşık Melonî “Boyuna Kurban Olduğum” isimli şiirleriyle Açıkkara sayfalarından okura sesleniyor.
Derginin aylık olarak mail adresinize gelmesini istiyorsanız acikkaradergi@gmail.com adresine bir mail atmanız yeterli. Ayrıca derginin tüm sayıları www.acikkara.com sitesinde erişime açık.