Günün Hikâyesi | Sevgili Kız, Gelin ve Eş | Hatice Durak
10 Haziran 1909 tarihinde, on dokuz yaşındaki Emma Sullivan, düğününden sadece bir hafta önce paslı bir çiviye bastı.
Çivi ayağını derin şekilde delmişti. Emma yarayı suyla yıkadı, bir bezle sardı ve düğün hazırlıklarına devam etti. Doktora gidemeyecek kadar meşguldü; acıyı görmezden geldi ve yaklaşan törene odaklanmaya kararlıydı.
Yaralanmadan beş gün sonra, 15 Haziran’da Emma çenesinde bir sertlik hissetmeye başladı. Başta bunu düğün stresine bağladı ve üzerinde durmadı. Ancak akşam olduğunda çenesi tamamen kilitlenmişti. Ayağına batan çivideki bakteri tetanoza yol açmış, sinir sistemine saldıran ölümcül toksinler salgılamıştı.
Annesi bir doktor çağırdı. Doktor, korkunç tetanosu hemen teşhis etti. Belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalığın neredeyse her zaman ölümcül olduğunu biliyordu. Emma, düğün gününü görecek kadar yaşamayacaktı.
16 Haziran’da Thomas, durumu ağırlaşan Emma’yı ziyaret etti. Vücudu tamamen sertleşmişti; sırtı gerilmiş, acı verici kas spazmları geçiriyordu. Konuşamıyordu; kilitlenmiş dişlerinin arasından yalnızca iniltiler çıkarabiliyordu. Thomas elini tuttu, Emma da elini sıktı; bu, aralarındaki tek iletişimdi. İkisi de onun ölmek üzere olduğunu biliyordu.
Düğün ertesi gün planlanmıştı. Thomas, yüreğini parçalayan bir karar aldı: O gece Emma ile evlenecekti.
Emma yatağında hareketsiz yatıyordu, çenesi kilitliydi. Papaz törene izin verdi. Thomas’a kocası olarak kabul edip etmediği sorulduğunda, Emma “evet” demek için bir kez göz kırptı. Thomas gözyaşları içinde yeminini etti, yüzüğü sertleşmiş parmağına taktı ve kilitli çenesinden öptü. O anda, Emma ölmek üzereyken bile Thomas’ın eşi oldu.
Emma, 17 Haziran 1909 sabahı saat 04.30’da — düğün gününün sabahında — hayata veda etti. Thomas ve Emma yalnızca 12 saat evli kalabildiler. Son saatleri şiddetli spazmlar ve boğucu nöbetlerle geçti; ancak Emma bilincini hiç kaybetmedi. Bugünün düğün günü olduğunu ve Thomas’ın artık onun dul eşi olduğunu biliyordu.
O sabah misafirler kiliseye geldiklerinde, kendilerine gelinin öldüğü söylendi. Düğün, cenazeye dönüştü. Düğün kıyafetleriyle gelen insanlar, Emma’nın cenazesine katıldı. Spazmların neden olduğu kan lekeleriyle kirlenmiş gelinliğiyle toprağa verildi.
Thomas, düğün kıyafetiyle mezarının başında durdu. Henüz 12 saatlik bir koca, artık bir duldu.
Emma’nın annesi kendini asla affetmedi. Kızını doktora götürmesi gerektiğini düşündü. Uygun tedavi tetanozu önleyebilirdi. Ancak paslı bir çivi, yalnızca yedi gün içinde kızının hayatına mal olmuştu.
Thomas bir daha hiç evlenmedi. 1954 yılında, 64 yaşında hayatını kaybedene kadar alyansını parmağından çıkarmadı. Emma’nın anısına tam 45 yıl boyunca sadık kaldı.
Ölümünden önce yeğenine şöyle anlatmıştı:
“Emma ile 16 Haziran 1909’da evlendim. Çenesi kilitlenmişti, konuşamıyordu. Vücudu katıydı. Papaz, beni kocası olarak kabul edip etmediğini sorduğunda göz kırparak ‘evet’ dedi. On iki saat sonra öldü. Düğün günümüzdü. Onu gelinliğiyle gömdüm. On iki saat evli kaldık. O saatleri onun ölümünü izleyerek geçirdim. Bu yüzüğü 45 yıl taktım. Hiç çıkarmadım.”
Thomas, 12 saatlik evliliklerinin tek anıtı olarak bir mezar taşını yaptırdı. 1954 yılında öldüğünde, Emma’nın yanına gömüldü. Kırk beş yıl sonra yeniden bir araya geldiler — düğün günlerinde planladıkları gibi, sonsuza dek birlikte olmak üzere.
Emma’nın mezar taşında şu sözler yazılıydı:
“Emma Sullivan Murphy
1890–1909
Sevgili Kız, Gelin ve Eş
Haziran 1909”
