Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 32 °C
Parçalı Bulutlu

Günün Kitabı | İstanbul’la Oynuyorum | Ali Erkan Güneri

Günün Kitabı | İstanbul’la Oynuyorum | Ali Erkan Güneri

Kitap değerlendirme yazarı: Ali Erkan Güneri

İstanbul’la doğmak…/ İstanbul’da doğmak…/ İstanbul’la olmak…/ İstanbul’da olmak…/ İstanbul’la ölmek…/ İstanbul’da ölmek…// Geçip/ Giden zaman, Aslında yok böyle bir an.// Asılıp kalıvermiş zaman/ Unutulan bir an gibi.// Yeditepeli kentte yalnızlık/ Yitirilmiş umutlar gibi.// Yarın çok geç,/Kalmadı yaşanacak anlar… dizeleriyle başlıyor Ali Erkan Güneri’nin “İstanbul’la Oynuyorum” şiir kitabı.

“Bir ananın yaslanınca huzur bulunan, güvenli göğsü gibi sıcacık İstanbul”

Güneri; kitabın/ uzun şiirinin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor kitabın girişinde (özetle) “Ve Bir İstanbul Öyküsü”yle başladım, martılarla sürdürdüm, dolunayda netleştirdim. Öykü oyuna dönüştü, oyun yapbozun parçaları oldu. 2005, sonra “Gezi”, sonra İstanbul’la oynayanlar… Kıyamadım yırtmaya. Eleştirilerle yeniden eklemeler ve 2022’de yeniden İstanbul’la oynadım” diyor.

“Gidemiyorum/ Dönüp baktığım yerlerden,/ Yüreğim yetmiyor bırakıp gitmeye./ Dönüp bakmayacaksın/ Bakarsan gidemezsin yarına.”

Şiirin ilk halini bildiğimden heyecanla ama sindirerek okuyup bitirdiğimde dedim ki içimden “Sevgili Ali, İstanbul’la sadece oynamamışsın, İstanbul’la oynaşmışsın da. Ayrıca kelimelerle de -acaip keyifli- oyna(ş)mışsın.

Ne renk bu İstanbul?

Sizin ki?

Mor, mimoza

Erguvan,

Toz pembe

Tozerguvan yok ki!

Tozu dumana katan

İstanbul.

Rengini arasam

Bin derim en azından

Sana bir tek renk olur mu?

Bir tek enstrüman…

İstanbul’un tüm hallerini, İstanbul’un semtlerini, İstanbul’un şair ve yazarlarını, İstanbul’un çiçeklerini, İstanbul’un şarkılarını, İstanbul’un yalanlarını, İstanbul’un çirkinliklerini…

İstanbul’un karmaşıklığını, İstanbul’un meşhurlarını, İstanbul’un tiyatrolarını, İstanbul’un güzelliklerini, İstanbul’un kuşlarını, İstanbul’un kötülüklerini, İstanbul’un sıradan -aslında özel- insanlarını, İstanbul’un kokularını, İstanbul’un kusmuklarını illaki gözleri kör, gözpınarları kuru ve gözaltları cerahat dolu İstanbul’u daha doğrusu İstanbul’a dair bir dolu “şey’i okurken duyumsuyoruz güçlü/ bir şekilde…

“Alıp da kaçan,

Koparıp da kaçan,

İstanbul’um ben.

Alıp da kaçan mı?

Yok yok…

Bul karayı, al parayı!

Sen de mi basıyorsun?

Bas bas!

Al parayı bul karayı!

İstanbul’um ben,

Yok çaresi…

İstediğin yerdeyim,

İstanbul’um ben…

Bir martının, denizin dingin sularına gömülen güneşin kızıllığında azgın dalgalarla boğuşurken yüreğinin karmaşık -ve lacivert- yalnızlığına dair dizelerinin ardından ekliyor Güneri: “Yalnızlığı sınıyorum/ sensizliği…/ Gökyüzünün kıyısına oturup/ Iskalanan yaşama dalıyorum/ Yaşananları ıskalayarak.”

“Ufalıyor, nokta gibi kalıyor, belli belirsiz, yok oluyor koca kent…”
Güneri’nin İstanbul’u kırılgan “Mikado’nun çöpleri” gibi. “Çeksen birini/ Darmadağın olacak/ Sevgim gibi.” dediği İstanbul’unu “ohh (be) demeye davet ediyor ve ardından uyarıyor: “İstanbul/ Bir çöp alamazsın/ Mikado’dan/ Yıkılır gidersin/ Benim gibi/ Yarını görmeden.” .

Yaşamının çok büyük bölümünü Ankara’da sürdüren, seyahat ve uzun süreli teftiş görevleri ve özel seyahatleri dışında İstanbul’da bulunmayan sevgili Ali Erkan’ın İstanbul’a dair dizelerinde hayata dair ne çok şey biriktirdiğini görüyor, hissediyoruz ve dahası sancılarına, umuduna, ümitlerine, öfkesine, güzel olan her şeye olan sevgisine, hüznüne eşlik ediyoruz.

Ali Erkan Güneri’nin “İstanbul’la Oynuyorum” (uzun) şiiri “Oyuna dönüşen öykü, yapbozun parçaları olan oyun…Dağılan yapboz, oynanıp biten oyun ve tükenen İstanbul”a dair.ve okurunu kendi İstanbul’una davet eden bir şiir kitabı.

Ali Erkan Güneri Kimdir?

SSYB Sosyal Hizmetler Akademisi (1974) mezunu. Sosyal hizmet uzmanı ve yönetici olarak sosyal hizmet kuruluşlarında çalışan (mülga) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda başta müfettişlik olmak üzere değişik görevlerde bulundu. 2009 yılı itibarıyla emekli. Yaşamını Çanakkale’de oğulları, gelin kızları, torunlarıyla ve çiçekleriyle sürdürüyor. 1950 Ankara doğumlu.

Eserleri:

Güneri’nin deneme, şiir, öykü ve söyleşileri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandı. “Keloğlan ve İyilik Perisi”, “Son Kahraman” ve “Uzay Dünya” ile “Dünya Barışla Güzel” adlı çocuk oyunlarını yazdı. “Son Kahraman” adlı oyununu Denge Çocuk Tiyatrosu sahneledi. TBMM Çocuk ve Gençlik Oyunları Yarışmasında mansiyon kazanan “Biz Atatürk’üz” oyunu TBMM (1986) ve Ankara Atatürk Liseliler Derneği (1999) tarafından yayımlandı. Cahit Irgat’ın yaşamını konu alan “Gökyüzü Mavi, Yalnızlık Lacivert ” adlı oyunu (1991) ve “Gökyüzünde Bir Yol Ayrımı” (1992) ile İstanbul’la Oynuyorum” (2022) adlı şiir kitapları yayımlandı.

(ŞD/EMK)

 

……

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.