Günün Kitabı | Kırmızı Buğday | Ahmet Büke
Kitap değerlendirme yazarı: Ali Erkan Güneri
Kırmızı Buğday Romanı üzerine etkileyici bir yazı…
Ahmet Büke’nin kaleminden…
Roman,
“Gördesli Pehlivanoğlu Ahmet Bey’in,
Kıranşehli Müftü Ahmet Efendi’nin
Hacı Ethem Bey ve Makbule Hanım’ın aziz hatıralarına…”
ithafı ile başlıyor.
Ve Karacaoğlan’ın,
“Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var”
deyişiyle romana yüreğimizle giriyoruz.
“Deli İbram Divanı”nı okuduktan sonra ilgimi, dikkatimi üzerine çeken ve bugüne kadar neden fark etmedim diye kendimi sorguladığım ve üzüldüğüm yazarımız Ahmet Büke’nin diğer kitaplarını da okumaya başladım.
“Kırmızı Buğday” romanına da heyecan ve merakla başladım. Hırsla, coşkuyla doldu içim ve de aşkla… Millî Mücadele döneminde Anadolu, özellikle de Ege Bölgesi, İzmir kısacası batı cephesinde gelişen olaylar, halkın yerelde yaşadıkları ustaca yerleştirilmiş
romana. Sınıfsal çelişkiler, ekonomik çıkmazlar, ezilen köylüler ezen beylerin ağalık düzeni bir bir ele alınıp tartışılmış. O yılların acısıyla tatlısıyla yarattıkları, içeriğinde birçok olayla ele alınmış; beyler, insancıklar, askerler, eşkıyalar, kadın ve çocuklar dile gelmiş.
Hikâyemiz Gördes, Akhisar, Sındırgı, Demirci, Salihli, İzmir, Çanakkale, Gelibolu, Lapseki ve İstanbul’dan geçerek bize ulaşıyor…
1915 Çanakkale Savaşları ile başlayan ve gelişen olaylar o zamanın hainleri -hainler her dönemde- Kuvayı Milliye güçlerinin başarılı direnişleri, Gelibolu Akbaş Cephaneliğinin imhası olayları tüm incelikleriyle aktarılmış. Direnen bir ulusun destanı gibi özenle seçilmiş sözcüklerle anlatılıyor, umut doluyor insanın içine…
İnsanı insanî değerleri ile ele alan yazar; kahramanları, olayları en ince ayrıntıları ile bize aktarmış. Tarih, doğa, doğanın güzellikleri, ekonomik çıkmazlar, beylerin tahakkümü, bunlara karşı direnenler ve yaşamın türlü hâllerini sıkmadan, çözüm yollarıyla birlikte gözler
önüne seriyor. Yıllar hızla geçerken toplumsal olaylar da bu akışa paralel olarak akıyor. Arap Ali, Adnan Bey, Yüzbaşı Zeki, Teğmen Cemil, Gani Dayı, Köstenli İbram, Yusuf, Dünya veMaya ile ilmek ilmek örülen, zevkle okunan, tazelenen bilgiler; yaşanan olaylarla bir
Anadolu, bir direniş hikâyesi.
Buraya kadar bir okur gözüyle kitap kapağı bilgilerini sundum size. Romana hangi duygularla başladığımı başta belirtmiştim. Bir çok yer etkiledi ama 495 sayfalık romanda beni en çok etkileyen topladığımızda 3, 5 sayfalık bir yer tutacak olan bir aşk hikâyesiydi.
Maya ile Arap Ali’nin karşılaşmaları, konuşmaları, birbirlerinden etkilenmeleri öyle yerlerde karşımıza çıkıyor ki o iki satır içinde anlatılanın etkisi ile büyüleniyorsunuz. Bu karşılaşmada bir aşkın geldiğini seziyorsunuz. Ben etkilendim, o iki satırda yazılan sanki koca bir öykü, şaşırtıcı. Karşımıza çıkan Maya ve Ali’nin naif, saygılı, karşılıksız, özgür bir aşkıdır, tertemiz…
Bu aşkın kahramanı Arap Ali’nin anası ve kız kardeşi Dünya ile olan ilişkilerinde de o saygılı duruşunun aşkının zarifliğinin kökenini oluşturduğunu düşündürdü bana. Maya ve Ali’nin önceliği özellikle işleri. Bahsetmeye çalıştığım bu aşk, ikişer cümlelik satırlarda
karşımıza çıkıyor ve hep vedalaşıyorlar. Son kez karşılaştıklarında Maya Ali’ye sesleniyor:
“Dediklerimi aklından çıkarma, işimiz bittiğinde ya beni bulursun ya da ben seni…” İş çok önemli; iş vatan…
(Ali Erkan Güneri, Sosyal Hizmet Uzmanı
(*) Ahmet Büke – Kırmızı Buğday-Roman- CAN Y, Nisan 2025
………