Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 29 °C
Parçalı Bulutlu

Günün Kitapları | Değerlendirme: Gazeteci Özkan Saçkan

Günün Kitapları | Değerlendirme: Gazeteci Özkan Saçkan

Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım.

İŞTE, 31 MAYIS TARİHLİ GÜNÜN KİTAPLARI

//DÜNYA YEŞİLKEN: Her bölümde hem bitkiler hem de hayvanlar sahnede yer alırken, türler arasındaki etkileşimlerin bugün “yuvamız” dediğimiz Dünya’yı nasıl şekillendirdiği ortaya konuyor.

//KENDİME, İSTANBUL’A KADINLARA DAİR: Kitap okuru kendi iç dünyasının, İstanbul’un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor.

//OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN EKONOMİK VE SOSYAL TARİHİ 2: Yarım yüzyıllık bir bilgi ve araştırmalar birikimine yaslanırken, hâlâ emekleme aşamasında olan bir çalışma sahasını tek bir ciltte toplamaya çalışıyor.

//YEDEK PARÇA: Kimi zaman eğlenceli kimi zaman üzücü tarihi hikâyelerle bezeli kitap, bize organ nakli geleceğinin sadece kim olduğumuz değil ne olduğumuz ve ne olabileceğimizle ilgili sorulara bağlı olduğunu da gösteriyor.

//YASAK RENKLER: Hayata ve kadınlara karşı derin bir öfke besleyen yaşlı ve varlıklı bir yazar ile olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken fakat sevme yeteneğinden yoksun genç bir adamın yolları bir noktada kesişir.

//ŞAHİTLİK KURAMI: Yazar, “Şahitlik Kuramı” adını verdiği özgün çerçevede, bedensel duyumlarımız, zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan o bir nefeslik boşluğu işaret ediyor.


İşte o kitaplar;

//Bizi bitki evriminin kritik anlarının yaşandığı tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara götürüyor

RİLEY Black’ten DÜNYA YEŞİLKEN- Bitkiler Hayvanlar ve Evrimin En Büyük Aşk Hikayesi. Fosil bitkiler, milyarlarca yıllık evrimsel geçmişin kayıp dünyalarına dokunmamızı sağlar. Taşlaşmış her yaprak ve kök; dinozorların, kılıç dişli kedilerin ve hatta insanların bile bitkisel atalarının evrimsel çabaları olmadan var olamayacağını gösterir. Bitkilerin kesintisiz büyümesi atmosferi oksijenle doldurmuş, hayvanları karaya çıkmaya teşvik etmiş ve nihayetinde atalarımızın anatomisini şekillendiren ormanları oluşturarak bugün hayranlık duyduğumuz pek çok tarihöncesi canlının evrimini mümkün kılmıştır. Onlar olmadan ne geçmişimizi anlayabilirdik ne de geleceğimizi… Bilimsel temelli anlatı tekniğiyle tanınan paleontolog yazar, bizi bitki evriminin kritik anlarının yaşandığı tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara ve savanalara götürüyor. Her bölümde hem bitkiler hem de hayvanlar sahnede yer alırken, türler arasındaki etkileşimlerin bugün “yuvamız” dediğimiz Dünya’yı nasıl şekillendirdiği ortaya konuyor. Black, bizi Hayat Ağacı’nın giderek büyüyen gövdesi boyunca yönlendiriyor; taşlaşmış sessiz kayıtların içinden, kadim köklerden günümüze uzanan evrimsel hikâyenin dallarını keşfetmeye davet ediyor. Kitap, tarihöncesi bitkiler ile Dünya’daki yaşam arasındaki kadim ilişkiye dair büyüleyici bir anlatı. 288 SAYFA.

(İRENE KİTAP)

 


//Yazar İstanbul’un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor

HİLMİ Yavuz’dan KENDİME, İSTANBUL’A KADINLARA DAİR. “İstanbul ve aşk, altın ve gölge dolayımında birbirlerine dönüşür, birer altın ve gölge olurlar.” Yazar, kitabında okuru kendi iç dünyasının, İstanbul’un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor. Bir yanda annesinin lavanta çiçeği kokan anılarıyla dolu ceviz sandığı, diğer yanda babasıyla Kocamustafapaşa’da peşine düştükleri o mistik sümbül kokusu… Şairin kaleminde İstanbul, sadece bir şehir değil, her sokağı bir şiir, her köşesi bir “gizem” olarak yeniden canlanıyor.  Kitap çocukluk günlerinin “radyo ve bisiklet” heyecanından Kabataş Erkek Lisesi’nin “keşhanelerinde” okunan Dostoyevski sayfalarına uzanan bir bellek yolculuğu. Yazar, yıkılan Park Otel’in hüznünü, “kadın-erkek söylemi” üzerine yaptığı derin analizleri ve “insanileşen” eski eşyaların hatırasını, entelektüel bir titizlikle bugüne taşıyor. Çünkü bellektir, geçmiş bir yaşantının, bir an’ın hangi ezgiyle hatırlanacağını bilen… Bu yaşanan ve yeniden hatırlanan an’lar, bir hayatı sanki bir kumaşmış gibisine, baştan başa ve yeniden dokurlar. 312 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

 


//Osmanlı toplumsal ve ekonomik gerçekliğini küresel bağlamı içinde yorumlanmış

SURAİYA Faroqhi- Bruce McGowan- Donald Quataeri ve Şevket Pamuk’tan OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN EKONOMİK VE SOSYAL TARİHİ 2: 1600-1914. “Elinizdeki eser, hem Osmanlı toplumsal ve ekonomik tarihi alanını özetliyor hem de yeni bilgi ve perspektiflere açılıyor. Yarım yüzyıllık bir bilgi ve araştırmalar birikimine yaslanırken, hâlâ emekleme aşamasında olan bir çalışma sahasını tek bir ciltte toplamaya çalışıyor. Aynı zamanda, değişik bölümlerin yazarları kendi araştırma bulgularını sunuyor, bilinenlerin sentezinden yeni sorgulama ve çözümlemelere uzanıyorlar. Bu eserde, mümkün olan her noktada yeni perspektiflerden hareketle ve gerek özgün arşiv malzemelerine gerekse bu kaynakları kullanarak yapılmış en son çalışmalara dayanarak, Osmanlı toplumsal ve ekonomik gerçekliğini küresel bağlamı içinde yorumlamaya çalışmış bulunuyoruz.” 608 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

 


//16. yüzyıla dek uzanan şaşırtıcı bir yolculuk…

PAUL Craddock’tan YEDEK PARÇA- Doku ve Organ Nakillerinin Şaşırtıcı Öyküsü. Hepimiz organ nakli ameliyatlarını modern çağın mucizeleri olarak görmeye meyilliyizdir ama bu ameliyatlar çok eski çağlara kadar uzanıyor. Yazar kitabında bizi, 16. yüzyıla dek uzanan şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarıyor; ilk deri greftlerinden modern organ nakillerine varan bir tarihi gözler önüne seriyor. Üstelik başrolde sadece doktorlar yok; sanatçılar, berberler ve filozoflar da var. İnsanlık, var olduğu günden bu yana en ilkel korkularından biriyle, ölüm korkusuyla mücadele ediyor. Ruhunu ve vücudunu zaman karşısında dik tutabilmek için çabalayıp duruyor. Bu yüzden de eski zamanlardan bu yana tıp dünyası insan vücudunu tedavi etmek için yeni yöntemler geliştiriyor. Organ nakli de bu yöntemlerden biri. Belki de en önemlisi. 18. yüzyılda dişçiler neden yoksul çocukların dişlerini alıyordu? Berberler ve cerrahlar neden aynı hastalarla çalışıyordu? 17. yüzyılda ilk kan nakli kim tarafından, hangi yöntemle yapılmıştı? Kimi zaman eğlenceli kimi zaman üzücü tarihi hikâyelerle bezeli kitap, bize organ nakli geleceğinin sadece kim olduğumuz değil ne olduğumuz ve ne olabileceğimizle ilgili sorulara bağlı olduğunu da gösteriyor. 264 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)

 


//Güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriliyor

YUKİO Mişima’dan YASAK RENKLER. “Herkes aynı. İnsanların hepsi aynıdır” diye sesini yükseltti yaşlı yazar. “Ancak bunun tersini düşünmek gençlere özgü bir ayrıcalıktır.” Hayata ve kadınlara karşı derin bir öfke besleyen yaşlı ve varlıklı bir yazar ile olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken fakat sevme yeteneğinden yoksun genç bir adamın yolları bir noktada kesişir. Bu kesişme bir dostluktan çok daha fazlasına evrilirken yalnızca iki hayatı değil, çevrelerindeki tüm düzeni sarsacak bir oyuna dönüşecek; cinsellik, iktidar ve özgürlük kavramlarını dönemin Japon toplumunun dar kalıpları içinde sorgulamaya açacaktır. Yazar henüz 26 yaşındayken yazdığı ve en cesur romanlarından biri olan kitap güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriyor. “Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri.” The New York Times. 576 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

 


//Zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan bir nefeslik boşluk

HÜSEYİN Ünübol’dan ŞAHİTLİK KURAMI. Bilincin nörobiyolojisi, bir psikiyatrın dönüşüm hikâyesinde hayat buluyor. Her şeyi yolunda giden bir psikiyatr… Ta ki ABD’de geçirdiği bir inme onu bir anda yere yığana kadar. Sağ tarafı felçli, konuşması parçalanmış, kimlik duygusu silinmiş bir halde kalan yazar, kaybettiklerinin arasından insanı insan yapan o görünmez yapı taşlarını keşfetmeye başladı. Aynı ışık festivaline iki ziyaret: İnmeden önce ve sonra. Aynı yer, aynı aile-ama bambaşka bir bilinç. Espri yok, merak yok, anlam yok. Geride kalan tek şey, sessizce izleyen bir gözlemci. Bu kitap, o gözlemcinin hikâyesi. Nörobiyoloji, fenomenoloji ve yıllara dayanan klinik deneyim; kişisel bir kırılma anında buluşuyor. Yazar, “Şahitlik Kuramı” adını verdiği özgün çerçevede, bedensel duyumlarımız, zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan o bir nefeslik boşluğu işaret ediyor. Tam da orada, otomatik pilottan bilinçli seçime geçişin mümkün olduğunu savunuyor. İnsanın evrimsel yolculuğundan modern kutuplaşmanın psikolojisine, afaziden empatinin nörobiyolojisine uzanan bu eser; hem bir bilim insanının iç dünyasına açılan sarsıcı bir pencere hem de “Ben kimim?” sorusuna verilmiş cesur bir yanıt arayışı. 288 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

 

—//—

 

 

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.