Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 33 °C
Az Bulutlu

Hayal Kırmak Mı Daha Zor Yoksa Hayal Kurmak Mı? | Tamer Dursun

Hayal Kırmak Mı Daha Zor Yoksa Hayal Kurmak Mı? | Tamer Dursun

 SanArt Mannheim’ın sergilediği “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyunu üzerine, bir değerlendirme.

1835 yılında Rus yazar Nikolay Gogol tarafından kaleme alınan ve günümüze kadar birçok tiyatro tarafından sergilenen (ki aslında hikâyedir) oyundaki Aksenti rolüne bu kez nefes olan Halil Yıldırım’dı ve oyunun rejisi de Burcu Kaya ve Özgür Öksüz yüklenmişlerdi.

Bir Delinin Hatıra Defteri hem yozlaşan toplumlarda insanın kendisine yabancılaşmasını hem de değersizlik, sevgisizlik ve yalnızlık üçgeninde hapsolarak gerçeklikten uzaklaşmasını anlatır. 1835’de yazılmış olmasına rağmen halen güncelliğini koruyor olması da bundandır. Asrımızın insanı da özünden uzaklaştığı, sahte hayatlara özendiği ve sırf beğenilme ve değer görüp, el üstünde taşınma derdine düştüğü için mutsuzluğun pençesinde kıvranıp duruyor.

Halil bir tiyatro aşığı. Öyle çok büyük laflar etmeyen ve üst perdeden davranmayan bir tiyatro emekçisi. Oyun başlamadan birkaç dakika önce öğrendim ki, bu oyun oynamak Halil’İn yıllardır süregelen hayaliymiş. Bu yüzden, Halil’İn sahnedeki performasını izlerken, yazarlığa başladığım o ilk zamanlar aklıma geldi.

Yirmi üç yaşında ilk kitabım “Dünyayı Yanağından Öptük”ü çıkarmış, kendimce imza günleri yapıp, etkinliklerde, sokaklarda, kaldırım köşelerinde kitabımı tanıtmaya, satmaya çalışıyordum ama ilgi gösteren sadece bir avuç insandı. Olmuyordu. Hiçbir şey hayalimdeki gibi yürümüyordu. Hatta bir keresinde annem bu çaresiziliğe şahit olmuş, bir imza gününde gelen üç kişiyi görünce, dönüp bana “Oğlum, şu yazarlık sevdasından vaz mı geçsen acaba?” demişti, benden çok üzülerek…

Hayal bu, öyle hemen vazgeçmek kolay mı!
Günlerce, gecelerce yazdım çizdim, beğenmedim çöpe attım. Ertesi günü kalkıp, tekrar tekrar tekrar yazdım. Halime gülen de oldu, üzülen de. İnanmayan oldu ama “Sakın bu işin peşini bırakma.” diyen de ama doğruya doğru, ben hep kırılan hayallerimi umutla ve inançla yapıştırmayı bildim. Ve öyle oldu ki, en sonunda bir gün o içinde kıvrandığım, kıvranıp da çıkamadığım çark kırıldı ve yıllar sonra İstanbaul Leman Kültür Merkezi’ndeki imza günümde kelimenin tam anlamıyla izdiham yaşandı. Yeni kitabı imzalatmak ve mutluluğumu paylaşmak isteyen yüzlerce insan oradaydı. O sırada annemle göz göze geldik. Bir şey demedik ama o kadar çok şey söyledik ki birbirimize!

Şimdi de Halil sahndeydi ve sadece bir oyunu sergilemiyor ayrıca inat, inanç ve sabırla peşinden gittiği bir hayaline sarılıyordu, hem de ne sarılmak!

Rol vardır, oyuncuya yapışır.
Rol vardır, oyuncuya yakışır.
Rol vardır, oyunca yılışır.
Rol vardır, oyuncuya yaşatır.

Bence, Aksenti İvanoviç Poprişçin rolü Halil’e hem yakışmış hem de yaşatmıştı. Sanırım, yönetmenlerin de Halil ile aynı ortak dili bulmuş olmaları ve onun hayalinin içine girebilmeleri, iç dünyasına eşlik etmeleri Halil’in işini kolaylaştırmış. Bu konuda yönetmenleri de ayrıca tebrik etmeliyim. Ve,eğer teknik/sahne imkânı daha iyi ve farklı olsaydı, Halil kesinlikle hareket alanını daha rahat kullanabilir ve böylelikle oyunculuğunu tam anlamıyla gösterebilirdi. Gene de, gelen kalabalık, oyunun sonuna kadar süren yoğun ilgi, oyuncuların birbirleri arasındaki dayanışma, mütevazilikleri, gülen yüzleri ve seyircilerin arasında gururla oğlunu izleyen anne…

Ayrı yerlerde yaşamış/yaşıyor olsak da, hikâyelerimiz ne kadar çok benziyor. Yıllar önce annemin imza günündeki halini düşünüyorum. Hayalleri peşinde koşan çocuklarının ardından dualar eden, onları hiçbir koşulda yalnız bırakmayan, kimse inanmasa da, onlara hep inanan, güvenen anneler, hayallerimizin söküldüğünü gördüklerinde, oturup, yama diken annelerimiz…

Oyun boyunca Halil’in emeği ve alınterinde, bozuk düzenin bozduğu, üzdüğü ve hırpaladığı bir adamın trajedisine şahit olduk. Önemsenmek, insan yerine konmak isteyen ama bunun için de kendi doğrularından uzaklaşmak zorunda kalan, sistemin çirkinliğinde özünü yitiren bir hayatın acısını gördük. Nedense bu acı bize hiç yabancı gelmedi!

Halil’e, Burcu’ya, Özgür’e , kısa da olsa, en başarılı haliyle sahnede gördüğümüz Canan’a ve oyunun bizlerle buluşmasına vesile olan, emek veren SanArt Mannheim emekçilerine yürekten teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Hangisi daha zor, hayal kırmak mı yoksa hayal kurmak mı?
Hayal kırmak, kıran için kolaydır ama hayal kurmak, kuran için zor iştir. Bizler işte işin o zor kısmının çocuklarıyız ve halen masallara inanıyoruz. Yoksa, şu acayip dünyada neye tutunacaktık, nasıl hayatta kalmayı ve onurlu yaşamayı becerecektik? Hayalleri boyundan büyük olanlara selam olsun.

Özünüze rast gelesiniz.
Sevgiyle.

(Not: Oyunun tekrarı 31 Ocak’ta Mannheim’da. Yakınlarda olanlara duyurulur.)

t a m e r d u r s u n
#tamerdursun

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.