İpek Saçlı Kadın | Dursaliye Şahan
Ağız dolusu küfür ettikten sonra mutfaktan çıkıp çizmelerini giydi. Kapıyı hızla çarpıp evden çıktı. Adam salonun ortasında donmuş gibi kadını seyrediyordu. Yavaşça dönüp pencereden kadının hızlı hızlı yürüyüşünü seyretti.
Böyle bir kadına âşık olduğu için kendisine kızmalı mıydı? O güne kadar tanıdığı bütün kadınlardan farklıydı. Yüzü, bakışları bir anda değişiyordu. En küçük haksızlıkta bile ayağını yere vuruyordu.
İki gün önce, “Lavaboda bulaşık biriktirmeyelim,” dediğini hatırlıyordu ama işe geç kalmamak için bırakmıştı işte. Küçük adımlarla mutfağa girdi. Lavabodaki bulaşık tabağın ortasındaki küçük sosis parçasını ve üzerindeki iki sineği görünce bir adım geriye doğru çekildi.
Tekrar salonun ortasına gelip ne yapacağını düşündü. Sonra mutfağa gidip tabakları sıyırarak bulaşık makinesine doldurup çalıştırdı. Çöpleri döktü. Kahvesini ve kitabını alıp pencere kenarındaki koltuğa oturdu.
Akşamüzeri dönen kadın hiç konuşmadan yatak odasına geçip üzerini değiştirdi.
Adam yumuşak bir sesle, “Konuşalım mı?” dedi.
Kadın arkasını dönmeden, “Dinliyorum,” dedi.
Adam kadının umursamaz ve sert tavırlarına bakıp nasıl başlayacağını düşündü. Boğazını temizleyerek, “İlk tanıştığımızda seni hiç böyle tahmin etmemiştim,” dedi.
Kadın dolaptan aldığı bisküvi paketi ile gelip karşısındaki koltuğa oturarak ayak ayak üstüne attı.
“Nasıl tahmin etmiştin?”
“Çok tatlıydın. Yani yumuşak, nazik, ince, melek gibi bir kadın diye düşünmüştüm.”
“Geyşa olmadığımı hâlâ anlayamadın.”
“Hayır onu anladım ama sana böyle olmak yakışmıyor ki.”
“Neyi yakıştıramadın anlamadım?”
Adam ne diyeceğini düşündü tekrar.
“Ne bileyim şu ipek gibi saçlarına bakınca seni daha sakin bir kadın olarak görmek istiyorum galiba.”
Kadın yerinden kalkıp, çekmeceyi açtı. Eline aldığı makasla tekrar az önce kalktığı koltuğa oturdu.
Avucuna topladığı saçlarını ensesinden kırt kırt kesip, elini adamın şaşkın bakışları arasında hafifçe havaya kaldırdı. At kuyruğu gibi elinde sallanan saçlarını havadan adamın kucağına bıraktı.
“İpek saçlarım sende kalsın. Ben gidiyorum. Sakın arkamdan gelme.”
Görsel: “Woman with Parrot” (1866) by Edouard Manet