İyi Kalabilmenin Devrimi | Olcay Kasımoğlu | Eğitimci-Yazar-Şair
Bazı insanlar çığlıklarını öfkeye dönüştürür. Bazıları suskunluğa. Bazıları ise bir çiçeğin içine saklar acısını. Çünkü bilirler; insanın içindeki merhamet tamamen ölürse, dünya sadece daha büyük bir mezarlığa dönüşür. Çağımız tam da böyle bir yerde duruyor şimdi.
Herkes birbirine yetişmeye çalışırken birbirini eziyor. İnsan, insanın omzuna basarak yükselmeyi başarı sanıyor. Açlık bile artık reklam kuşaklarının arasında gösteriliyor. Çocukların gözlerindeki eksiklik, birkaç saniyelik görüntüler hâline getiriliyor ve ardından başka bir eğlence başlıyor. Dünya acıyı bile tüketime çevirmiş durumda.
İnsanlar yoruldu. Ama en korkuncu yorgunluk değil; alışmak oldu.
Bir kötülüğe her gün bakınca onu normal sanmaya başlıyor insan. Birbirini inciten kalabalıkların içinde herkes biraz patrona, biraz gardiyana, biraz da cellada dönüşüyor. Çünkü düzen yalnızca baskıyla değil, sessizlikle de büyüyor.
Ve aşk…
Eskiden insanı kurtaran şeydi belki. Şimdi birçok insan için hızla tüketilen bir duyguya dönüştü. “Aşk geçti” diyorlar. Oysa mesele aşkın geçmesi değil; insanın içindeki inceliğin eksilmesi. Çünkü sevgiyi kaybeden toplumlar önce vicdanını, sonra birbirine dokunma yeteneğini kaybeder.
Ama yine de dünya tamamen kararmıyor.
Her şeye rağmen umudu cebinde taşıyan çocuklar çıkıyor sokaklara. Bir ağacın gölgesinde kitap okuyan biri oluyor. Bir kadın, bütün kırgınlığına rağmen bir kedinin başını okşuyor. Bir adam, hiç tanımadığı birine ekmeğini bölüyor. Ve kaldırım taşlarının arasından çıkan küçücük bir fidan, bütün beton düzenine rağmen yaşamın hâlâ vazgeçmediğini hatırlatıyor bize.
Belki de umut dediğimiz şey büyük zaferler değildir. Bazen sadece bozulmadan kalabilmektir. Kirlenmiş bir çağın içinde hâlâ iyi biri olarak yaşayabilmek… İşte en sessiz devrim budur.
Şairler bu yüzden önemlidir. Onlar dünyanın üstünü örttüğü yaraları yeniden görünür kılar. Herkes unutmaya çalışırken, onlar insanın içindeki enkazı gösterir. Ama yalnızca göstermek için değil; o enkazın altında hâlâ atan bir kalp olduğunu hatırlatmak için.
Belki dünya uzun zamandır kan kaybediyor. Belki insanlık kendi vicdanına yeniliyor. Ama bir tek iyi insan bile kaldığı sürece, hayat tamamen yenilmiş sayılmaz. Çünkü devrim bazen bir meydanda değil, bir insanın kalbinde başlar.
……….