Kitap Alıntıları | Londra’dan Bir Kadın Döndü | Dursaliye Şahan
Londra’da bir başıma, ayakta kalabilecektim. Bu az şey değildi…
“Şengül’le oturup hesap ettik, ilik düğmeci olarak 6 gün çalıştığımda oda kiramı, vize için okul kayıt paramı, günlük yiyeceğimi, elektriğimi, gazımı, su paramı, haftada bir Türkiye’ye beş dakikalık telefon konuşmamı ucu ucuna da olsa karşılayabilecektim yani Londra’da bir başıma ayakta kalabilecektim. Bu da az şey değildi. Londra’da aslında fabrika demek aslında bildiğimiz 10- 15 kişilik dikiş atölyesi demektir. Kim nereden aklına gelmişse bu küçük atölyelere fabrika demiş ve öylece de kalmış herkes hala fabrika diyor.”
Londra’dan Bir Kadın Döndü, sayfa: 44
Basım: Kasım,1998
Sengül and I sat down and did the calculations. If I worked as a buttonhole maker for six days, I would just about be able to cover my room rent, my visa and university registration fees, my daily food expenses, my electricity, gas and water bills, and even a five-minute phone call to Turkey once a week. Barely, but I would be able to stand on my own in London. And that was no small thing.
In London, what is called a “factory” actually means a small sewing workshop with ten or fifteen people. Somehow, someone decided to call these little workshops factories, and the name stuck — everyone still calls them factories.
Londra’dan Bir Kadın Döndü, page: 44
Published: November, 1988