Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 18 °C
Az Bulutlu

Nar Tanem Nur Tanem Bir Tanem | Mari Gerekmezyan

02.02.2026
87
A+
A-
Nar Tanem Nur Tanem Bir Tanem | Mari Gerekmezyan

Ülkemizin ilk kadın heykeltıraşlarından biri olan Mari Gerekmezyan 1913 yılında Talas, Kayseri’de bir Ermeni olarak dünyaya gelmiş, döneminin toplumsal ve kültürel dinamiklerinin etkisiyle güçlü karakteri, sanatı ve yaşamı şekillenmiştir.

 Mari Gerekmezyan’ı belki bugün sadece bilmeden şarkılarda ve şiirlerde geçiriyoruz. Oysa ki kısa hayatı boyunca yeteneğiyle kendini göstermiş, çalışkanlığıyla göze girmiş bir kadındır. Ama burada anlattığım ve andığım pek çok kadın gibi o da bir erkeğin vasıtasıyla ya da bir aşk hikâyesiyle hatırlanıyor, gerisi tarihin tozuna, talaşına karışıyor.

Kayseri’yi geride bırakıp sanatın başkenti İstanbul’a taşındıktan sonra hayatını idame ettirmek için önce Ermeni okullarında öğretmenlik yapmıştır. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde felsefe eğitimi almış, edebiyatla yakından ilgilenmiştir. Kendini bildiğinden beri sanata ilgi duyduğu için üniversiteye devam ederken eş zamanlı olarak “Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümüne misafir öğrenci olarak kabul edilmiş, orada Alman heykeltıraş Rudolf Belling’in öğrencisi olmuştur. Belling’in etkisi eserlerinde çok bariz bir şekilde hissedilir. Bu dönemde Profesör Neşet Ömer İrdeip ve Şekip Tunç için yaptığı büstleriyle Ankara Heykel Sergisi ödülünü kazanır. 1945’te yaptığı Yahya Kemal Beyatlı büstüyse Ankara Devlet Sanat Sergisi’nde birinciliği aldı. Bu başarıları sayesinde 1940’lardaki sanat çevrelerinde adını duyurur.

BEDRİ RAHMİ İLE YOLLARI KESİŞİR

Bu tanışmalardan biri hayatında bir dönüm noktasına dönüşür. Güzel Sanatlar Akademisi’nde pek çok ressama ve sanatçıya el vermiş, onları çevresinde başlı başına bir ekol gibi toplamış ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yollarının kesişmesi sanatında ve aşk hayatında derin izler bırakacaktır. Eyüboğlu başka bir sanatçıyla, Eren Eyüboğlu’yla evlidir üstelik yeni çocukları olmuştur. Ama Mari ile tanıştıktan sonra o da çok etkilenmiş, onun portresini yapmış ve meşhur “Karadut” şiirini onun için yazmıştır. Bu aşk yüzünden Bedri Rahmi’nin başı pek derde girmez, sonuçta daha bohem bir hayatın içindedir. Fakat Mari için her şey daha farklı olur. Çevresi tarafından evli bir erkekle ilişki yaşadığı için dışlanır hatta sanat çevresinden uzaklaşması söz konusu olur. Onun hayatını çalışanlar, kişisel seçimlerinden dolayı üretimi bir tarafa sanat tarihindeki yerinin bile olumuz etkilendiğini yazarlar. İlişkileri zamanlarının en tutkulu ve dramatik ilişkilerinden biridir. Bedri Rahmi, Mari’den müthiş bir şekilde ilham alıyor, Mari ise tüm mahalle baskılarına karşın saadetini dolu dizgin yaşıyordur. Bu bir Rodin/Camille Claudel denklemi gibi değildir, neyse ki.

ESERLERİ KAYBOLUR YA DA UNUTULUR

Ve fakat, Mari’nin heykelleri, realist ve ekpresif ifadeleriyle zamanın en güçlü eserleri olarak kabul edilse de kaderi Camille’le aynı olur. Eserlerinin çoğu kaybolmuş ya da unutulmuştur. Kalanlar İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde ya da Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin koleksiyonlarında yer alır. Bazı eserleri de Eyüboğlu ailesinin özel koleksiyonunda korunmaktadır.

Mari 1946 yılında vereme yakalanır. İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında tıbbi imkansızlıklar ve ilaç pahalılığı tedavi sürecini yavaşlatır ve zorlaştırır. Bu dönemde Bedri Rahmi’nin sevgilisi için büyük bir çaba gösterdiği pek çok eserini neredeyse yok paraya satıp Mari’nin tedavisi için kullandığı bilinir. Ama sonunda Mari, kendisi gibi pek çok sanatçının hayatını almış verem ya da tüberküloza karşı savaşını kaybeder. 29 Ekim 1947 yılında daha 34 yaşındayken hayata gözlerini kapar ve Şişli Ermeni Mezarlığı’na defnedilir. Ölümünün ardından tekrar tekrar ölür çünkü sansasyonel aşkı haricinde eserleri de unutulmuştur. Ancak 2012 yılında Ara Güler’in katkılarıyla Getronagan Ermeni Lisesi’nde düzenlenen sergisiyle anılmış, hayatının yeniden hatırlanması sağlanmıştır. Bugün Camille Claudel’in mirası tekrar hayatın içinde, Fransa’daki belli başlı müzeler onun eserlerini ön plana çıkartıyor. Mari için temennim, en azından geriye kalmış eserleriyle yeni bir hayat bulabilmesi. Bizler ise onun için yazılmış şiirleri, o şiirlerden bestelenmiş şarkıları dillendirerek ona bir kadeh kaldırabiliriz..

Karadut

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dahlimsin salkım saçak

Petek isem balimsin agulum

Günahımsın, vebalimsin.

 

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narinsin

Katinim, kısrağım, karimsin.

II

Sigara paketlerine resmini çizdiğim

Körpe fidanlara adını yazdığım

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

Sıla kokar, arzu tüter

Ilgat ilgi buram buram.

Ben beyzade, kişizade,

Her turlu dertten topyekûn^ azade

Hani su ekmeği elden suyu golden.

Durup dururken yorulan

Kibrit copu gibi kırılan

Yalnız sanat çıkmazlarında basını kaşıyan

Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yasayan

Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

 

Netmis, neylemis, nolmusum

Cömert ırmaklar gibi gürül gürül

Bahtın kaprismiş bahtıma çok şükür.

Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum

 

Karam, karam

Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam

Sensiz bana canim dünya haram olsun.

²

 

 

 

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.