Tarih Bazen Bir Sapakta Değişir!
Değerlendirme Bahadır Özderem
Tarih bazen bir sapakta değişir!
Tarihin diyalektik bir ilerleme yasasına inanmakla birlikte, onun dört başı mamur öngörülebilir olduğunu söylemek zordur.
Tarihin kaotik bir yapısı da vardır. Bazen küçük gibi görünen olaylar, öngörüleri altüst eder ve büyük sonuçlara yol açar.
Yolunu şaşırıp yanlış sapaktan dönen bir şoförün milyonlarca insanın ölümüne neden olduğunu söylesek, çok inandırıcı gelmez tabii ki.
28 Haziran 1914’te, Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand, Saraybosna’da bir suikasttan kurtulur. Öğleden sonra karısıyla birlikte yaralı askerleri ziyaret etmek ister. Saraybosna sokaklarını bilmeyen şoför, yanlış bir sapaktan döner ve bir pastanenin önünde durmak zorunda kalır. Sabahki başarısız suikastı yapan Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip’in tam önünde durmuşlardır.
Bunu fırsat bilen Gavrilo, silahını çeker ve Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldürür.
“Şoför o gün yanlış sokağa sapmasaydı…” cümlesiyle bir değerlendirme yapacak olsak:
I. Dünya Savaşı:
● 20 milyondan fazla insan öldü.
● Dört büyük imparatorluk çöktü.
● Osmanlı İmparatorluğu savaş sonrası yıkıldı; hilafet ve saltanat sona erdi, Anadolu’da Cumhuriyetin temelleri atıldı.
● Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağıldı, yeni küçük devletçikler doğdu.
● Alman İmparatorluğu savaşı kaybetti, ekonomisi çöktü, Hitler faşizmi ortaya çıktı.
● 300 yıllık Romanov Hanedanı yıkıldı; Çarlık Rusya’sının yıkıntıları altından büyük Ekim Devrimi zaferi gerçekleşti.
● Kolonilerde ve sömürgelerde isyanlar başladı. “Bağımsızlık” bir slogan olmaktan çıktı.
● Savaşın uzun sürmesinden bıkan egemenler, büyük kaynaklar sunarak bilimi kitle imha silahları için kullandılar.
● Yeni teknolojiyle tanklar, makineli tüfekler, uçaklar, kimyasal gazlar; savaşı cephede askerin askerle yaptığı çarpışma olmaktan çıkarıp şehirlerde sivillerin, çocukların ve yaşlıların öldürüldüğü kitlesel imha mecrasına soktu.
● Kitlesel katliamlar dönemi başlamış oldu.
Çok fazla zaman geçmeden II. Dünya Savaşı başladı.
İster tarihin determinist ilerleme yasasına inanın, ister kaotik bir yanının da olduğunu düşünün; geçmiş zaman okumasında sonuç aynıdır.
II. Dünya Savaşı’nda:
● 25 milyon asker ve 40 milyondan fazla sivil öldü.
● Sistemli soykırımlar (Holokost)
● Atom bombaları, yangın bombaları…
● Kentlerin bombalanması (Dresden, Tokyo, Hiroşima, Nagasaki…)
●Açlık, sürgün, işkence ve hastalıklar…
Cepheden cepheye, ölümden ölüme sürülen yoksul kitleler dünyanın dört bir yanında tercihini bağımsızlık, sol ve sosyalizmden yana kullandı.
Faşizm yenildi.
Dünya nüfusunun %30’u, bağımsızlık ve eşitlik şiarıyla sosyalizm bayrağını göndere çekti.
SSCB (15 cumhuriyet), Çin, Küba, Vietnam, Kuzey Kore, Doğu Almanya, Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk…
Etiyopya, Angola, Mozambik, Benin, Kongo, Yemen Demokratik Cumhuriyeti (Afrika ve Arap coğrafyası)…
30’dan fazla ülkenin kurduğu bağlantısızlar ittifakı…
Sandinistler Nikaragua, El Salvador…
Acılara, işkencelere, zindanlara baş eğmeyip zulmü alaşağı eden Latin Amerika’nın atlı devrimcileri…
Yunanistan ve İtalya’nın Partizanları. Bereli kadın komutanları.
İspanya İç Savaşı’nda uluslararası tugaylara koşa koşa “Ay Carmela, Ay Carmela” şarkısını söyleyerek katılan enternasyonalistler…
50-60 yıldır, iyi kötü, eksiğiyle hatasıyla, yüreği soldan yana atan; direnmeye devam eden, bedel ödemeye devam eden Türk, Kürd, Laz, Çerkes devrimciler, sosyalistler, solcular, sosyal demokratlar…
Yeryüzünün dört bir yanından şiir yazanlar, resim çizenler, sahne sahne adaleti, özgürlüğü anlatanlar, şarkı söyleyenler, hikâyeler anlatıp sesini duyurmaya çalışanlar…
Koca bir tarih.
Bugünlere böyle böyle geldik.
Savaşlar, yıkımlar, acılar, zaferler, yenilgiler… İnsan soyu yine yorgun.
Tarihin diyalektik ilerleme yasasına inanırsın, inanmazsın.
Tarih kaotiktir dersin, demezsin.
Bunca geçmiş zaman hikâyesine şöyle dersin, böyle demezsin.
Ben orasını bilmem. Bu senin bileceğin bir şey.
Tarih yazarı ve tarih öğretmeni arkadaşlarım beni affetsinler.
Fakat o gün yanlış sapaktan dönen şoförü yok mu sayacağız?
Olur mu öyle şey!