Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 11 °C
Parçalı Bulutlu

Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray’ın Sinema Hayatı | Galip Er

24.08.2025
143
A+
A-
Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray’ın Sinema Hayatı | Galip Er

“Dün gece bir kaç film seyrettim…
Canım çıktı ağlamaktan…

O Türkan yok mu, o Türkan?
Yine öptürmedi dudaktan…”

Demet Akalın’ın bu şarkısı yeri göğü inletirken bile, bir kez olsun kızmadı; sinirlenmedi…

Oysa, parçanın nakarat bölümlerinde, “Taçsız Kraliçe” Türkan Şoray’ın 40 yıl süren “Öptürmem…” yasağı tiye alınıyordu…

Hep o “ömre bedel” gülümsemesi ile, alttan aldı, gençleri teşvik etti…

Ne var ki, bakıyorum da şöyle TV’deki dizilere, gıcır gıcır Yeşilçam filmlerine…

Neden? Neden gencecik, Filiz gibi Türkan Şoray’ler gelmiyor, gelemiyor? O “Sultan” koltuğu neden hep boş?..

Bugün 28 Haziran, yani ikimizin de doğum günü… Ben 69’a “merhaba” diyeceğim kısmetse…

O büyülü simsiyah gözlerin sahibesi ise 77’ye ilk adımı atacak; aynı dakikalarda…
Kamerayla tanışması 15 yaşında… O dostluk 62 yıldır devam ediyor…

Bakışları ömre bedel.
Onun gibi “buğulu buğulu” bakan bir kadın oyuncu daha gelmedi…
O bakışlar, kim bilir kaç kuşağın kalbini deldi, geçti?

Bilir misiniz?
Taa yıllar önce, onun için dudaktan kulağa yayılan üç kelimelik bir efsane vardı:
“Sakın gözlerine bakma, ölürsün!”
Allah korusun; kimsecikler ölmedi, ama kendini kaybeden dünya kadar erkek olmuştur!

Türkiye ona hep “Beyazperdenin Sultanı” gözüyle baktı…

Yeşilçam’da sevginin, saygının, rakipsizliğin sembolü oldu…
Adı “Bakışlarıyla büyüleyen kadın”a çıktı…

13 yaşındaydı.
Mahalleye avuç içinden fal bakan bir kadın gelmişti.
Baktı, gözleri ömre bedel kara kızın avucuna. Şaşırdı; dudaklarından şunlar döküldü: “Sen yıldız olup gökyüzünde parlayacaksın…”

Ömründe ilk kez bir film setine gittiğinde, 16 yaşına yeni basmıştı…
O gün hayatı ve tabii ki, “kaderi” değişti…

Filmin adı; “Köyde Bir Kız Sevdim” idi.
Türker İnanoğlu, o günü sonra şöyle anlatıyordu:

“Kara gözlüydü…
Üzerinde yeşil bir manto vardı…
Bir kenara oturdu, etrafına bakınarak…
İnsanın yüreğinin içine dalan bakışları vardı… Müthiş güzeldi…
O ana kadar sinemaya böyle bir güzel gelmemişti…”

Bizim sinema seyircisi, sevdi mi tam severdi…

Türkan Şoray’ın şansı açılıyordu…
Avucuna bakıp fal açan o kadın haklı mıydı acaba?

Üçüncü filmde başrolü Göksel Arsoy’la paylaştı…
Yakışıklı oyuncunun rolü gereği üç sevgilisi vardı;
biri de terk edilen kızı oynayan Türkan Şoray’dı…
Seyirci gencecik o yıldızı öylesine sevmişti ki, filmin sonunda koltuklara vura vura, Göksel Arsoy’un canlandırdığı karaktere “Bu kara gözlü kızla evlen!” diye bağırmaya başlamıştı…
Olacak şey değil; ama gerçek!

Bakın, burası çok önemli…

Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray 60 yıl içinde tam 222 filmde başrolde oynadı…

Böylece, dünyanın “en çok film çeviren” başrol kadın oyuncusu unvanını hala elinde tutan bir yıldız…
Bu rekoru, şu yaşlı dünyada henüz kimseler kıramadı…

Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın’la birlikte “Yeşilçam’ın Dört Yapraklı Yoncası”nın güzellerinden biri olmanın tadını çıkarıyor… (Fatma Girik’i rahmetle anıyoruz…)

Bu dörtlü yıldız kümesinin içinde sadece Türkan Şoray yönetmenlik yaptı…

Altın Portakal”da dört kez “En İyi Kadın Ödülü”nü havaya kaldırdı…

31 yıl önce “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görüldü…

Kendi adını taşıyan ilkokul yaptırdı…

Yıllar önce…
UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçildi…
Sahneye çıktığında, dünyaya şöyle seslendi:
“Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur…
Gücü sevgiyle birleştirirsek birçok sorunun üstesinden gelebiliriz…”

Dört yıl (2018 Haziran’ı) önce, “Yeteri kadar iyi senaryo gelmiyor…” diyerek, oyunculuğu bıraktığını açıkladı…

Türkan Şoray’ın hayatını taa yıllar önce kendisinden 22 yaş büyük bir erkek değiştirdi…

1962 yılında, Galatasaray eski asbaşkanı Rüçhan Adlı ile birlikte yaşamaya başladı…
Tam 20 yıl birbirlerinin ellerini bırakmadılar… Rüçhan Adlı, eşinden boşanamadığı için, nikah masasına oturamadılar…

(Evlenselerdi acaba Türkan Şoray Taçsız Kraliçe olabilir miydi?)

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983’te evlendi…
Dört yıl sonra ayrıldılar…
Yağmur adında kızları var…

Rüçhan Adlı döneminde bir anda “Şoray Kanunları”nı hayata geçirdi…

Kimilerine göre Rüçhan Adlı, “Efsane Kadın” Türkan Şoray’ın ruh eşi, akıl hocası, menajeri ve finans danışmanıydı…

Güzel sanatçı o günleri kitabında şöyle anlatıyor:.

“İlk filmlerimde öpüşmüştüm…
Ancak o sırada seyirciyle güçlü bir bağımız yoktu…
Film çekerken anlaşmalarıma bazı şartlar koymam bu yüzdendi…
En önemli madde altı numaralı olandı…
Filmde öpüşme ve açık sahne olmayacaktır… Nokta…”

Elazığ’da çekilen “Cemo” filminin çekiminde, dörtnala giden attan kayalıkların üstüne düştü…

Doktorlar acı haberi verdi: “Boyun omurlarında kayma var…
Hiç hareket etmemesi gerekir…
Felç olabilir…”

Hayranlarının duasıyla Azrail’i tuşa getirdi…

Bitiriyoruz…

Her ülkenin bir “Türkan Şoray”ı vardır, illaki, ama bizim Türkan Şoray’ımız bu güzel ülkeye Tanrı’nın bir hediyesidir…

Çevirdiği tüm filmler iz bırakmıştır, ama bir film ile bir TV dizisine attığı imzalar bugün bile Türk Sineması’nın gurur eserleridir…

Önce sinema filmi: “Selvi Boylum Al Yazmalım”…
Neredeyse 45 yıldır tüm kuşakları etkiledi, etkilemeye devam ediyor…
Bir sinema şaheseri…
Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ı zirveye taşıyan filmdir…
Bir benzeri hala çekilemedi…

İkinci pırlanta emeği…
Televizyon dizisi, “İkinci Bahar”dır…
Sultan, bu kez Şener Şen ile oynadı…
Üstlendiği rolü oynamadı; yaşadı…
TV ekranları bir daha böyle bir diziye ev sahipliği yapmadı…
Hala çok güzel, çok etkileyici ve çok özel…

İyi ki bu güzel ülkenin bir Türkan Şoray’ı var…
Ne mutlu bize…

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.