Tut Ki Ben Bir Eşkıyayım | Coşkun Durusu
Aşk, bir dağ başında yankılanan haykırış gibidir.
Sistemin, kuralların, çizilmiş sınırların inadına atılmış bir adımdır.
Bir eşkiya gibi yaşar âşık;
Ne haritası vardır, ne rotası —
Sadece kalbinin gösterdiği yol…
Susarsa içi yanar, konuşursa dünya tutuşur.
Bir kelimesiyle devleti yıkar,
Bir bakışıyla kalpleri fetheder.
Ve kalemi eline aldığında…
Dağlara yazılır adı,
Gönüllere destan olur.
Sevdi mi?
Ah, sevdi mi…
Zincirler kırılır,
Düzen sarsılır,
Devrim olur,
Kendini inkâr eder dünya.
Tut ki ben bir eşkiyayım…
Yolumdan döndürmez beni ne kurşun, ne korku.
Aşkınla dağlara kafa tutarım,
Bir gülüşünle tarih yazarım.
Çünkü ben seninle,
Kalbimde barut, gözümde umut,
Bir devrimim artık.
Herkesin sustuğu yerde konuşurum ben,
Çünkü aşk, sessizliğe sığmaz.
Karanlık sokaklarda yankılanır adın,
Geceye fısıldarım seni —
Bir eşkiya nasıl severse öyle.
Bilir misin,
Sevda, bir pusudur bazen.
Yürek tam kıstırılmışken köşeye,
Sen çıkarsın karşıma —
Ve ben teslim olurum.
Ama bile bile,
Ruhumun bileklerine senin adını bağlaya bağlaya.
Kalemim silahım,
Dizelerim mermilerim,
Kalbim en kanun tanımaz sığınağım.
Sevdamı yazarken,
Harf harf bozarım düzeni.
Ben bir eşkiyayım çünkü:
Gecenin koynuna girip yıldız çalarım,
Sabahın alnına seni yazarım.
Her harfim bir devrim,
Her cümlem bir başkaldırı senin adına.
Ve unutma,
Aşk, bir eşkiyanın affı değil,
Yeni bir suçu olur her seferinde.
Ben suçumu seviyorum —
Çünkü sensin o suçun adı..