Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 18 °C
Az Bulutlu

Açıkkara Mizah 95. Sayısı Çıktı | Dr. Mehmet PEKTAŞ

Açıkkara Mizah 95. Sayısı Çıktı | Dr. Mehmet PEKTAŞ

Sevgili Açıkkara dostları, sizleri 95.sayımız ile selamlıyoruz.

Dergimizin tüm sayılarına ve Açıkkara Kitaplığından yayımlanan kitaplara sitemizden ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar dileriz.

Tayyib Atmaca’nın Mavra Meydanı isimli serisi ikinci bölümle devam ediyor. Kral Şuppiluliuma’nın uyku problemine çare bulmak için Karatepe köyüne kadar gelen Yamak, Hakyemez emminin tavsiyesiyle köy odasına uğrar. Hakyemez emmi burada, mavracıları sağdan sola doğru tek tek göstermeye başlar.

“Şu gördüğün Gevrek Memiş. Birlikte yola çıksanız Kadirli’ye kadar mavrası bitmez. Onun iki adam ötesindeki ise Kırklık Yaşar. O da mavraya başladı mı seni Düldül Dağı’ndan aşırır, ta Maraş’a götürür. Şu ileridekinin adı Hakkı ama herkes ona Hakvermez der. Sen hangisinin mavraya başlamasını istiyorsan elini kesene götüreceksin, bir bahşiş atacaksın ki mavracı meydana çıka.”

Yamak, Gevrek Memiş’in önüne iki altın atar ve sözün kapağı açılır.

“Bıldır bu zaman, değirmenci Hakkoymaz emmi benden bir değirmen taşı istedi. Ben de o dağ senin, bu dağ benim; falan dağ filanın, filanca dağ feşmekânın deyip değirmen taşı aramaya başladım. Birkaç yerde değirmen taşı olabilecek kaya buldum ama mesele bulmaktan ziyade bu taşı nasıl değirmene kadar getireceğimde çatallanıp durdu. Günlerce fikirleştim; boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı. Derken yüksek bir yerde bulduğum kayayı yukarıdan aşağıya yuvarlarım, değirmenin önüne yaklaştığında durdurur ondan sonra da taşı işleyerek yerine koyarız diye hesap ettim.”

Tacettin Şimşek, bu sayıda “Maya da Mayaymış Ha” isimli hikâyesiyle yer alıyor. Hikâyenin ismini okuyunca sizin de aklınıza Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiiri gelmiş olmalı. Yazar, tam da bu şiire gönderme yapıyor. Hikâyenin ilerleyen satırlarında okuyunca hayatını değiştiren kitaplar olduğu gibi mikser gibi aklı karıştıran kitapların da varlığından bahsediyor. Sözü aklını karıştıran kitaba getiriyor: Nurullah Aydın’ın Babil Kulesi… Hikâyecimiz, bu ismi sorunlu buluyor. Zira ilk kitabın isim babası bizzat kendisidir: Anarşist Karga. Kendisine sorulsa ikinci kitap için önereceği isim de hazırdır: Burnumun İçindeki Kıllar… Maya bunun neresinde diye sorarsanız, o da hikâyenin içinde.

Halit Yıldırım, “Bak Şu Muskanın Yaptığına” serisine “Evde Düello” isimli yeni bölümle devam ediyor.  Bu bölümde Âdem Efendi yüzünden birbirine giren Murat ve Sibel, kılıçları çeker. Olaya annelerin de dâhil olmasıyla birlikte düello başlar. Eski arkadaş olan anneler, bir o yana bir bu yana doğru saf değiştirip ilişkiyi kopma noktasına getirirler. Herkesin aklında bin bir düşünce, olayların ortasında ise Âdem Efendi… Sonunda karşılıklı özürlerle kavga şimdilik sona ererken işler farklı bir boyuta evrilir.

Mehmet Pektaş, Kemal Sunal’ın “İnek Şaban” filmini günümüze taşıyor. Kaleci Bülent, bir villada ünlü oyuncularla, şarkıcılarla, fenomenlerle âlem yapıp sabahına da sızıp kalınca maça çıkamaz. Bahisler oynanmış, maçın sonucu çoktan belirlenmiştir. Kara Mithat, çareyi İnek Şaban’ı kaleye geçirmekte bulur. Kaleci Bülent ise Mardinli Arif’le başka bir pazarlık içerisindedir. İnek Şaban bir anda kendini Kara Mithat ve Mardinli Arif arasında kalır. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık… Bahis, şike, mafya, yasaklı madde sarmalında bir mizahi hikâye okurları bekliyor.

Hacı Musa Tuncer, Unçuluk Anşa ile Bedirik Hörü’nün hikâyesini anlatmaya devam ediyor. Unçuluk Anşa, Çinçik Yusuf’tan oğlunun başına gelenleri öğrendikten sonra evine doğru yola çıkar. Yol boyu aklında Teber Tahir’in yaptıkları canilikler, Ulak Mulla’nın yaptığı densizlikler, Sünepe Süllü’nün cahillikleri, Cuma’nın hastalanması, Leyli kızın “Beni istemeye gelecekler.” diye umutla beklemesi film şeridi gibi döner durur.

Erzurumlu İbrahim Hakkı “Tefvîznâme”, Mehmet Gözükara “Yitirdik”, M. Nihat Malkoç “Kendini Ne Sanıyorsun?”, Nurgül Kaynar Yüce “İmtihan Dünyası”, Halil Manuş “Suç Aradık”, Murat Canbolat “Taşlar da Dile Geldi”, Ali Parlak “Size Ne?”, Aslan Avşarbey “Çatlak”, Mehmet Mazlumî “Üşür Hasret Yarası”, Fecri Sadıkoğlu “Gazel-i Nev-âyîn”, Hızır İrfan Önder (Sükûtî) “Hayat Size, Memat Bize!”, Salih Kozan “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmuş”, Fikret Görgün “Bebek” isimli şiirleriyle Açıkkara sayfalarından okura sesleniyor.

Derginin aylık olarak mail adresinize gelmesini istiyorsanız acikkaradergi@gmail.com adresine bir mail atmanız yeterli. Ayrıca derginin tüm sayıları www.acikkara.com sitesinde erişime açık.

 

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.