Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 30 °C
Parçalı Bulutlu

Ah Be Anadolu’m Sen Güzel Yersin | İbrahim Uysal

05.02.2026
145
A+
A-
Ah Be Anadolu’m Sen Güzel Yersin | İbrahim Uysal

ACILARLA YAŞAMAK

      Son günlerde kiminle konuşsam, acı bir haberden, bir sorun ya da başka bir sıkıntıdan söz eder olduk.

Yazıya bu ruh hali ve tümceler ile girince usuma ilk BERGEN ve o ünlü şarkısı ACILARIN KADINIYIMIN dizeleri geldi.

      Bu dizeler akla gelince önce söz yazarı kimdir baktım.

Ah be ANADOLUM, sen güzel yersin. Münbit mi mümbit, içten mi içten. Alın Sinoptan bir Levent; Yükseltin de yükseltin. Sinop’ta açılan gözler, Ankara Çevre Sağlığı Kolejinde şekillenir ve devletin hizmetinde geçer ömür.  Derken Almanya ve radyoculuk, ardından da ŞARKI SÖZ YAZARLIĞI…

Yaşanan acı ne ise, böyle damardan bir ŞARKI ortaya çıkar.

Bunu da, başka bir acı yaşam öyküsü dillendirir.

      BERGEN.

Yaşam ona da Mersinde “Belgin Sarılmışer” olarak, yedi kardeşin sonuncusu olarak merhaba der.

Anne Baba ayrılır ver elini ANKARA. Belki de bu yaşamın ona en güzel sürprizi idi. Yeni Mahalle Yunus Emre İlkokulu,  orada müziğe yeteneğini fark eden öğretmenleri, onu konservatuarda müzik eğitimi almaya teşvik eder ve Ankara Devlet Konservatuarı’nın sınavlarına girerek, piyano bölümünü birincilikle kazanır.

Ne yazık ki bu güzel rüya iki yıl sürer; piyano ve viyolonsel eğitimi alırken, maddi sıkıntılar yüzünden okulu yarım bırakır, o da Levet Bektaş gibi devlete sığınır, PTT’de memur olarak çalışır.

Derken arkadaşları ile gittikleri bir programda gazinocuların dikkatini çeker ve al sana ünlülük merdivenleri.

      Gazine, pavyon, sahne!…

Neresinde olduğunuz ve baktığınıza bağlı.

Zorunlu bir evlilik, ardından bir gazino programı sonunda kapıdan çıkarken, bir tetikçinin yüzüne kezzap atılması ve bir güzün kaybı…

İşte tam da bu günlere denk gelir

“Yıllar yılı dert yolunda/ Ne ilk nede sonuncuyum/ Kahrediyor hayat beni/ Acıların kadınıyım” diye söylediği şarkı.

Şarkı mı sösylersin, yaşamını mı anlatırsın belli değil ama “Sevdalardan darbe yedim/ Şu gönlüme sevmi dedim/ Ömrü yare kul eyledim/ Acıların kadınıyım” derken, ardından daha da acı sözler dökülür:

“Çekip gitti sevilenler/ Gariplerdi ezilenler/ Dünya sizin sevmeyenler/ Acıların kadınıyım/ Ben acıların kadınıyım”!..

     Bu kadar efkârlanmama sebep sevgili GİRAY Ağabeyim.

Gerek Antalya’da, gerek köyüm Osmankalfalar’da ya da Ankara’da çok sofraya oturmuşluğumuz ve dertleşmemiz vardır.

Bir yıl önce, hala benimle yaşayan sağlık sorunum için aramış, “boş ver be, bizi ne yıkar” demişti. Eh, yıkılmadık ayaktayız ama bu gün sabah bir haber yine hepimizi yerle bir etti.

Giray Ercenk, yıllar önce ailesi ile birlikte Urfa’dan Antalya’ya gelmişlerdi. O tam bir Antalya sevdalısı, Toros’ların aşığı.

Yazar, söyler, anlatır da anlatır yeter ki ANTALYA olsun.

Yeni yıl o kadar yeni ki, bu kadar acıya yürek dayanmaz.

      Dünya, yanıyor, yakıyorlar.

Ülke, eh işte, herkesin derdi kendine olmuş.

Bir de dostların acıları üst üste, kendi acı ve ağrılarımızın üstüne.

Ey  acılar, dünya, kötüler, inadına inadına size rağmen, direne direne yaşayacağız, güzel günler hayali ile!..

…………

ibrahim uysal
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.