Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 22 °C
Hafif Yağmurlu

Günün Kitabı | Âmak-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri) Kitap Değerlendirme: Muhammet Baran Aslan

14.08.2025
235
A+
A-
Günün Kitabı | Âmak-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri) Kitap Değerlendirme: Muhammet Baran Aslan

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşamış önceleri yanlış yollara sapmışken sonradan doğru yolu bulmuş ve düzelmiş bir müellif ve İslam Felsefesi muallimidir.

Çeşitli eserlerinden biri olan Amak-ı Hayal ise şüphesiz derin tahliller, felsefi bilgiler, imani deliller, hayata dair verdiği öğütler ve alegorik anlatımı dolayısıyla en mükemmelerindendir.

Kitabın baş kahramanı Raci doğu ve batı kültürü arasında bocalayan biridir. Bir gün mezarlıkta dalaşarak mezar taşlarının o zarif süslemelerini incelerken ‘Aynalı Baba’ isminde naif ve sessiz bir dervişe rastlar. Önceleri deli olduğunu zannetiği bu dervişin içinde hazineler saklayan kapalı bir sandık olduğunu anlayınca sık sık ziyaretine giderek sorular sormaya başlar.Yine bir gün dervişin yanına gider derviş bu sefer her zamanki gibi ney değil de saz çalmaya başlayıp şiirler okur. Bu sırada Raci rüyaya dalar… Buyurun bundan sonrasını Raci’den dinleyelim:

‘Dalmışım. Görüyorum ki büyük bir sarayın içinde çok küçük bir pencerenin önündeyim. Bu pencereden binlerce kişi olacak büyük bir odayı görüyordum. Odanın etrafı benim ki gibi küçük küçük pencerelerle doluydu. Her birine bir insan oturmuş odayı seyrediyor. Odanın içinde zümrüt ve yakuttan yapılmış kürsüler üzerinde başları taçlı çoğunun yüzleri peçeli heybetli ve vakur kimseler oturmaktaydı. Kürsülerin bir kısmı daha yüksek bir yerde ve mücevherden olup, bunların ortasında ve hepsinden yüksek bir kürsü boştu. Bu kürsülerde oturan zatlardan biri ayağa kalktı ve :

” -Beşeriyet gelmiş, bizden bir soru soracakmış. Reyiniz olursa gelsin, dedi.

Hazır bulunanlar muvafakatlerini bildirdiler. İlk söz söyleyen zatın emri üzerine odaya beşeriyeti aldılar. Beşeriyet adını alan bu adam sefil ve sakat bir zavallı idi. Giydiği eski püskü elbiseler ve sarı yüzü mecliste acayip bir tezat husule getiriyordu. Reis vekili kendisine hitap etti:

– Ey beşeriyet! Otur rahat et ve sorunu sor!

Beşeriyet oturmadı ve dedi ki:

– Oturmak rahat etmek mi? Yazık, acaba yüz binlerce senedir oturacak, rahat edecek bir vakit mi buldum? Bir taraftan geçim derdi, diğer taraftan vücudumdaki bin türlü hastalıklar rahat etmeye vakit mi bırakıyor? Bu kadar sefil iken yine intihara razı olamıyorum. Ben çok alçak bir kimseyim çok.

Beşeriyet hıçkırıklarla ağlıyordu. Son derece müteessir olan meclisi hazin bir sessizlik kaplamıştı. Bütün azalar zavallı beşeriyetin üzüntü ve ümitsizliğini hissediyormuş gibi görünüyorlardı.

Başkan vekili:

– Mesele çok büyük. Bunun halli reisimizin gelmesine bağlıdır, dedi.

Beşeriyet bunun üzerine:

– Hiç olmazsa bu kadar sefalete neye katlandığımı neden intihar etmediğimi anlasam.

Hazır bulunanlardan biri ayağa kalktı:

Müsaade edilirse şu zavallıyı teselli edeyim, dedi.

Meclisin muvaffakatı ile şu sözleri söyledi:

– Ya Rab! Hayatta nedir bu lezzet?

Hayata rapteden bu garip kuvvet.

Hayat ki bi-beka ve pür-derd ü keder.

Yine emel o,nedir bu hikmet?

Bir an bırakmaz insanı rahat.

Bin türlü alam derd-i ma’işet.

Çocukluğunda ağlar beşikte.

Feryat ile geçer o vakt-i ismet!

Civanlığında bin türlü amal.

Şeyhuhetinde bin türlü mihnet.

Vakt-i ecele mazi bir an,

Bir an için mi bunca sefalet?

Hatifi bir ses verdi cevabı,

Dedi: Hayata bu zevk ü kıymet,

Akiller için seyr-i bedayi,

Cahiller için yemekle şehvet!

 

Beşeriyet bi ‘ah’ etti ve:

-Doğru, doğru! Bana söyleyiniz, merhamet ediniz. Madem ki hayattan nefret ediyorum da zevk alamıyorum, saadetin kıymeti nedir? Bunu söyleyiniz, dedi.

İşte bu sırada reis geldi ve meseleyi anladı, hazır olanlara:

– Buyrunuz. Şu dertlinin sorusunu hallediniz, dedi.

Hazır bulunanlardan bazıları şu şekilde cevap verdiler:

Hz.İBRAHİM: -Saadet; çalışmak, kazanmak ve kazancını hem cinsi ile paylamaktır.

Hz.MUSA: -Saadet; nefsini Firavunun ihtirasından kurtarmatır.

Hz.ADEM: -Saadet; şeytana ve Havva’ya uymamaktır.

Konfüçyüs: -Bir tencere pirinç pilavına tüm lezzetleri sığdırmaktır.

Eflatun: -Her zaman yücelikleri düşünmektir.

Aristo: -Mantık! İşte saadet…

Zerdüşt: -Saadet karanlıkta kalmamaktır.

Brahma: -Herkesin kanaati neyse onun aksidir.

Hz.İSA: -Saadet; maziyi unutmak, hali hoş görmek ve geleceği düşünmemekle mümkündür.

Lokman: -İnsanlar bu kelimeyi bütün üzüntülerini bir sözde ifade etmek için icat etmişler…

Hızır: -Saadet; ihtirasların girmediği gönüllerde bazen şimşek gibi çakan bir hayalettir.

Beşeriyet yorgun bir halle yere düştü ve :

– Off. Hangisi, hangisi? Diye mırıldandı.

O vakit reis ayağa kalktı:

– Ey beşeriyet! Saadet; hayatı olduğu gibi kabul, ağırlıklarına rıza ve ıslahına(düzelmesine) çabadır, dedi.

Beşeriyet ayağa kalkarak:

– Ya Fahr-i Alem! Beşeriyet dertlerini anlayan ilacını bulan yalnız sensin, dedi.

Gözlerimi açtığım vakit boşuna Aynalı Baba’yı aradım. Yanımda bir kağıt parçası buldum. Üzerinde şu sözler yazılmıştı:

-Elveda! Gün gelir ki yine görüşürüz.

Akşama kadar mezarlıkta hazin hazin ağladım…”

İşte hikaye böyle…

Şu hayatta saadeti bulmak mesut olmak için ne yapmalı? Belki de bunların hepsini ama en önemlisi Fahr-i Kainat Efendimizin söylediklerini yapmalıyız.

Ayrıca haram, günah, kin, yalan ve hırstan uzak durmalı; sabırlı, hoşgörülü, kanaatkar ve ümitvar olmalı tedbir-tasarruf-ahlak’ı asla elden bırakmamalıyız.

Muhammet Baran Aslan
Yazar, şair Muhammet Baran ASLAN 1999 senesinde Şanlıurfa’da dünyaya geldi. Bekâr olan yazar ilk ve orta öğrenimimi memleketimde tamamladı. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünden şeref talebesi derecesiyle mezun oldu. Şuan Anadolu Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı ile Erzurum Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümlerinde tahsil görmekte.  Daha önce bilgisayar, resim, Osmanlıca, Farsça, Arapça, kaligrafi, blog yazarlığı ve yazarlık, mobbing, teopolitik okuma, temel ilk yardım teknikleri, afet bilinci, fotoğrafçılık, temel hukuk ve Filistin Tarihi gibi konularda çeşitli STK'lardan eğitimler aldı. Kızılay, LÖSEV, AKSED ve TEMA gönüllüsü olan yazar Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile Türkiye Yazarlar Birliği’nin programlarına katılmakta ve İLESAM, Van Kültür ve Sanat Platformu üyesi olup Şanlıurfa La’edri Edebiyat Kulübü Eş Başkanlığı, Devlet-i Aliyye Ocakları Ankara İl Sekreterliği ve Birecik Medrese-i Yusufiyye Topluluğu Liderliği vazifelerini yürütmektedir. Daha önce TYB Eski Başkanı Mehmet DOĞAN, Necip TOSUN, ASBÜ Rektörü, Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN, Mehmet Adil OYMAK, Zehra Ali YÜCEL ve Türk Ocakları Genel Başkanı Prof.Dr. Mehmet Öz gibi sanatkarlardan /edebiyatçılardan/ hocalardan dersler aldı. 2019’da yaptığı Kıbrıs seyahatinden sonra “ Kıbrıs Notları” isimli eserini kaleme aldı ve gözlemlerini tefrika halinde yayınladı Kudüs TV, Kapadokya Fm, RadyoLim, Radyo Mavi Van, Radyo Mısra, Hakkari FM gibi yayın organlarında program sundu yahut programlara katıldı. Birecik'in Sesi Gazetesi 'nde 2 yıl daimi köşe yazarlığı yaptı. 2023 - 2024 Eğitim -Öğretim yılında 1 dönem ücretli öğretmenlik yaptı. Daha önce Ankara ve Şanlıurfa'da kısa dönemli olarak terzi, tavuk çiftliği, garsonluk - komilik, pastane, altın atölyesi, cam ve çerçeve, mobilya, fotoğrafçılık gibi sektörlerde çalıştı. Enes Gürbüz ile Radyo Mısra, Edebihane Dergisi ve Filtre Sözlük / Bülten'i, Erkam Yıldırım ile La'edri Edebiyat Kulübünü kurdu.       KİTAPLARI: Şimdiye kadar; İzmir Yürekli Şiirler, Ve Cemre Kağıda Düştü, Bir Şiir Bırak, Kalan Edebiyat, Çığlık Edebiyat, Kolektif Edebiyat, Çok Yalnızım Sevgili Seyirciler, Antoloji Türkiye, Edebiyat Parkı, Edebiyat Kulübü, Yaşamak, Bir Düş Bir Şiir, Bir Düş Bir Öykü, Visal, Aden Lina’ya Mektuplar, Usta Şair, Ayasofya Şiirleri, Irkçılığa Karşı Kırk Ses, 100. Yılda Şiirin Yüzleri gibi antolojilerde – derlemelerde eserleri yer aldı.    DAHA ÖNCE ÇIKARDIĞI VEYA VAZİFE ALDIĞI YAYINLAR (Site, Dergi vs.) : Aslan Fanzin, Ezhar Fanzin, Eşar Fanzin, Alfabe Dergisi, Birecik Fanzin, Dünya Fanzin, Kalemlik Dergisi, Laedriedebiyat.com, Mukaddesat Dergisi, MBA SANA- KİTAP BLOG, Sayfa Sayfa Bülten, Filtre Sözlük, Filtre Bülten, Vecize Fanzin, Uzun Metraj Dergisi      ÖDÜLLERİ: GENÇ EHL-İ SUFFE marş yazma yarışmasında birincilik ödülü. BE FANZİN “Kudüs için yaz” şiir yarışmasında birincilik ödülü. SAFA VAKFI - Filistin - Kudüs Konulu Şiir Yarışması Mansiyon Ödülü  YENİ YAZAR DERGİSİ - Şiir Yarışması Birinciliği  
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.