Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 34 °C
Parçalı Bulutlu

Edebiyatta Düşünce ve İmgelerin Kağıtla Olan Yolcuğu

25.07.2025
272
A+
A-
Edebiyatta Düşünce ve İmgelerin Kağıtla Olan Yolcuğu

Ben yolda gezinen bi’ kâğıt parçası
O araba senin, bu araba benim
Üstümde ne yazdığını bilmeden
O harf senin, bu harf benim

Ben belki de bir ağacın dalı
O mevsim senin, bu mevsim benim
Senin savurduğunu bilmeden
O kalp senin, bu kalp benim

Senin yazdıklarınla sürüklenirken
Aklım başımda değil benim
Ben sadece bir kâğıt parçası
O el senin
Sen hep benim
Writer(s): Gokhan Turkmen, Harun Atil Aksoy

Kağıt; tarihte düşüncelerin, imgelerin ölümsüzleştirilmesine vesile olmuş yegane araç. Gönderilen mektuplar, yetenekli parmaklardan çıkan resimler, şimdilerde elimize aldığımız her fiş, kenara köşeye karaladığımız her not, eskiden çocukların heyecanla kapladığı defterler ve elimizden düşmemesini ümit ettiğimiz kitaplarımız…

“.Seka” adeta bir okuldu….
Bazı hayaller bir masanın üstünde başlar, bazılarıysa döne döne makineden çıkan bir kâğıtla…
Türkiye’nin ilk yerli kâğıdı da işte tam böyle bir hayalle başladı.

Yıl 1936. Cumhuriyet henüz genç, ama kararlı.
Ayakta durmak için üretmek şarttı. Ve eğitimden basına, defterden resmi evraka kadar her şeyin temeli olan bir şeye ihtiyaç vardı: Kâğıda.

Ama o zamanlar kâğıt bile dışardan geliyordu.
İşte o eksikliği bir mühendis fark etti: Mehmet Ali Kağıtçı.
Yurt dışında eğitim aldı, döndü ve İzmit’te bir fabrika kurma hayaliyle yola çıktı.

O sadece bir mühendis değil, bir fikir adamıydı. “Kâğıdı ithal eden değil, üreten ülke olmalıyız,” dedi.
Ve dediğini yaptı.

18 Nisan 1936 sabahı, İzmit’teki SEKA Kâğıt Fabrikası’nda o büyük an yaşandı.

İlk Türk kâğıdı makinelerden çıkarken, aslında sadece bir ürün değil, bir dönem doğuyordu.
Bu, Cumhuriyetin “biz yaparız” cümlesinin gerçeğe dönüştüğü anlardan biriydi.

O günden sonra kitaplar, gazeteler, okul defterleri… Hepsi bu topraklardan çıkan kâğıtla buluştu.
SEKA yalnızca İzmit’le kalmadı. Yıllar içinde Adana, Dalaman, Afyon gibi birçok şehirde şubeleri açıldı.
Türkiye’nin neredeyse tüm kâğıt ihtiyacı onlarca yıl bu fabrikalardan karşılandı.

Kısacası, ülkenin belleği bu beyaz sayfalara yazıldı.
Ama her şey gibi SEKA da zamanla değişti.
2005’te üretime son verildi. Makineler sustu, bacalar tütmez oldu.

Ama anılar yerinde kaldı.
Bugün o tarihi alan, SEKA Kâğıt Müzesi olarak yaşıyor.
Fabrikanın o dev makineleri hâlâ orada.
Ama artık üretmiyorlar; anlatıyorlar.
Her bir dişli, “Biz buradaydık” der gibi duruyor.
Beyaz bir sayfaya başlayan o yolculuğu, gelen herkese fısıldıyor.

Bir hayaldi… Gerçeğe dönüştü…
Ve bugün hâlâ ilham veriyor…….
(Mehmet Ali Kağıtçı,”Türk kimyager ve Kağıt Mühendisi” 1899 yılında Osmanlı’nın “hasta adam” zamanlarında Heybeliada’da dünyaya geldiİlkokulu Heybeliada’da tamamlayan Kağıtçı, orta okul için İstanbul’a gitti ve İstanbul Erkek Lisesi’nde eğitim aldı.

1922 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nden mezun oldu ve kimyagerlik diploması aldı. Bir süre okulunda asistanlık yapsa da asıl hedefi kağıtçılığı öğrenmekti
Kimyagerlik diplomasının yanı sıra Mineroloji ve Matematik Jeneral sertifikaları da aldı.

Bu gayeyle 1925 yılında Almanya’ya gitti. Burada ve 1 yıl sonra Fransa’ya giderek Fransa’da selüloz ve kâğıt fabrikalarında çalıştı. Ardından Grenoble Üniversitesi Kağıtçılık Enstitüsüne kaydoldu1 yıl sonra okulunu birincilikle bitirdi ve “kağıt mühendisi” ünvanını aldı. Aklında sadece Türk kağıt sanayiini kurabilme ideali vardı..)

 

.     …

 

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.