1800’lerde bazı Avrupalılar birkaç zebrayı evcilleştirip çekici arabaya koşturdu.
Hatta 19. yüzyılda bir İngiliz lordu zebralı fayton kullanıyordu. Sonra onların yavruları ne kadar evcil bir ortamda eğitilse de vahşi olma içgüdülerini kaybetmediler.
Ama bu örnekler çok nadir ve türün geneline yayılabilir değil. Yani “eğitilmiş birey” mümkündür ama “evcilleştirilmiş tür” mümkün değildir.
Atlar, köpekler ve inekler 8.000–15.000 yıl boyunca kontrollü şekilde seçilerek evcilleştirildi.
Zebralarda böyle bir süreç hiç yaşanmadı.
Zebralar, savunma içgüdüsü çok yüksek olan hayvanlardır.
Tekme güçleri atlardan çok daha şiddetlidir.
Tehlike hissettiklerinde ısırma ve saldırma eğilimleri vardır.
Strese karşı aşırı hassastırlar.
Atların aksine, insanlara alışmaya doğal bir yatkınlıkları yoktur.
Evcilleşebilen hayvanlarda (at, köpek, koyun) lideri takip etme davranışı güçlüdür.
Zebralarda sürü yapısı daha karmaşıktır ve insanı lider olarak kabul etme eğilimleri çok zayıftır.
Kaçış içgüdüsü çok kuvvetlidir.
Zebralar, Afrika’daki yırtıcılardan korunmak için milyonlarca yıl boyunca yoğun bir kaçış içgüdüsü geliştirdi.
Küçük bir seste bile ürkerler,
Kapalı alanlarda paniklerler,
Binicilik veya yük taşıma gibi insan kontrolüne gelmezler.
Evcilleştirme, sadece “alıp eğitmek” değildir.
Binlerce yıl süren genetik seçilim gerekir.
Aslında insanlar binlerce yıldır bir çok yaban hayatındaki canlıları eğitmeye çalışıyorlar.
Filleri ve aslanları sirklerde oynatmayı,
Ayıya dans etmeyi öğretmeye çalışırlar.
Bunları yaptırmak için her canlıya ayrı bir metodu bazen de ağır ve acı veren bir eğitim, doğrusu işkence ederler.
Halbuki binlerce yıldır eğitilmesi en zor canlılardan biri insan olmuştur..