Günün Hikayesi | Öğretmenin İlk Dersi: Fırtınaya Yakalanan Gemi
Kendi hayatını kurtarmak için boğulan karısını geride bırakmak zorunda kalan, bir adamın hikayesi…
Bir öğretmen, öğrencilerine vahşi bir fırtınaya yakalanan bir geminin hikâyesini anlatır.
Gemide bir adam ve karısı vardır. Tekne batmaya başladığında herkes hayatta kalmak için çabalarken, sadece bir kişilik cankurtaran botu kalır. Adam, karısını geride bırakıp filikaya atlar.
Kadın, batmakta olan geminin güvertesinde son kez ona bakar ve sadece bir cümle söyler…
Tam bu anda öğretmen hikâyeyi durdurur ve öğrencilerine sorar:
“Sizce kadının söylediği cümle neydi?”
Cevaplar birbiri ardına gelir:
– Sen bir korkaksın!
– Senden nefret ediyorum!
– Sen bir adam değilsin!
Ama o ana kadar sessiz kalan bir öğrenci, yumuşak bir sesle fısıldar:
– “Çocuklarımıza iyi bak.”
Öğretmen şaşkınlıkla sorar:
— Bu hikâyeyi daha önce duydun mu?
Çocuk başını sallar:
— Hayır, ama annem ölmeden önce babama böyle demişti.
Öğretmen bir süre sessiz kalır, ardından anlatımına devam eder.
Okyanusun derinliklerine gömülen bir gemi. Adam ise, kızlarıyla hayata tutunur. Yıllar geçer… Ve bir gün, adam da hayatını kaybeder.
Ölümünden kısa süre sonra kızı, babasının günlüğünü bulur.
Sayfaları çevirdikçe gözyaşlarına boğulur…
Günlükte şu satırlar yazılıdır:
“Hastalığın onu yakında alacağını bilerek bir yolculuğa çıktık.
Doktorlar, sadece birkaç günü kaldığını söylemişti.
O gün, gemi batarken onu filikaya almak istedim. Ama reddetti.
Bana, asla unutamayacağım bir gülümsemeyle baktı ve şöyle dedi:
‘Git. Kızımızın sana ihtiyacı var.’
İtaat etmekten başka çarem yoktu.
Ama ne çok isterdim seninle ölmeyi, aşkım…
Yazık ki çocuğumuza, okyanusun kollarında tek başına uyuyakalmana izin verdim.”
Hikâye sona erdiğinde, sınıfı derin bir sessizlik sarar.
O gün öğrenciler hayat boyu unutamayacakları bir ders alır:
Hayat, göründüğünden çok daha karmaşıktır.
Her davranışın, her seçimin ardında bilinmeyen bir gerçek yatabilir.
Ve en önemlisi:
Asla çok hızlı yargılama…
Çünkü herkes, içinde başkasının asla tam olarak bilemeyeceği bir hikâye taşır.
Bu yüzden eğer anlayamıyorsan, en azından şüphenin faydasını göster.
—