Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 17 °C
Az Bulutlu

Haftanın Filmi / Gurbet Kuşları (1964) / İstanbul’a Şah Olmaya Gelenlerin Hikâyesi

Haftanın Filmi / Gurbet Kuşları (1964) / İstanbul’a Şah Olmaya Gelenlerin Hikâyesi

Film değerlendirme yazarı Ahmet Alan

Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları, Yeşilçam’ın kalabalık melodramları arasında görünmezleşmiş ama aslında Türksinemasının toplumsal damarını açan filmlerden biridir.

1964’te çekilen bu yapım, Orhan Kemal’in 1962 tarihli

aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Anadolu’dan

İstanbul’a göç eden bir ailenin hayalleri ve hayal

kırıklıkları üzerinden bir ülkenin kentleşme sancılarını

anlatır. Film, 1. Antalya Film Şenliği’nde “En İyi

Yönetmen” ve “En İyi Film” ödüllerini kazanmıştır.

Göçün Sinemadaki Yankısı

Tahir Ağa (Mümtaz Ener) ve ailesi, Kahramanmaraş’taki

işleri bozulunca tüm mallarını satarak İstanbul’a göç

eder. Karısı Hatice (Muadelet Tibet), oğulları Murat

(Tanju Gürsu), Selim (Cüneyt Arkın), Kemal (Özden Çelik)

ve kızları Fatoş (Pervin Par) ile birlikte Bakırcıoğlu

ailesi büyük şehre umutla adım atar. Ancak İstanbul’a

gelir gelmez kentin sert yüzüyle karşılaşırlar.

Şehir, onlara umut değil, yabancılaşma getirir. Aile içi

çatışmalar derinleşir, toplumsal sınıf farklılıkları

görünür hale gelir. Toprakla bağlarını kaybeden bu

insanlar, kimliklerini de kaybetmeye başlarlar. Filmin en

ilginç karakterlerinden biri olan Heybeci, finaldeki

tiradında İstanbul’un çarpık kentleşmesinin adeta

anatomisini çıkarır.

Sinemanın Toplumsal Damarı

Halit Refiğ’in kamerası, Yeşilçam melodramlarından farklı

olarak gözlemci bir tavırla şehrin gerçek yüzünü yakalar.

Gerçek mekânlarda çekilen sahneler, dönemin İstanbul’unu

görsel bir belgeye dönüştürür. Oyunculuklar büyük

patlamalara değil, hayatın içinden süzülen küçük

kırılmalara yaslanır.

Gurbet Kuşları, yalnızca bir aile dramı değildir. Türk

sinemasında toplumsal gerçekçiliğin öncülerinden biridir.

Kamera ve Kurgu Dili

Refiğ’in anlatımı, Yeşilçam’ın hızlı akış

melodramlarından farklıdır. Kamera çoğu kez gerçek

mekânlarda, kalabalık sokaklarda ya da dar ev içlerinde

karakterlerin ruh hâlini yakalamaya çalışır. Kurgu,

dramatik patlamalar yerine gerilimi ve yabancılaşmayı

yavaş yavaş hissettirecek bir ritim kurar. Böylece film,

yalnızca bir olay örgüsü değil, aynı zamanda bir atmosfer

deneyimi sunar.

Gölgedeki Film

Göç bugün hâlâ güncel. İç göcün yerini dış göç almış olsa

da, bu kez verdiğinden fazlasını alan bir ülke olarak

benzer sancılar sürüyor. Gurbet Kuşları, büyük umutlarla

çıkılan yolun sonunda insanı kendi kimliğinden bile

koparabilecek bir yabancılaşmayı anlatır bize.

Yeşilçam’ın ticari melodramlarının gölgesinde kalmış olsa

da, bence Türk sinemasının toplumsal hafızasında ışığını

koruyan bir filmdir Gurbet Kuşları.

 

https://youtu.be/GJN5dxU4Y34?si=BLabsGnVs-Un86Vc

 

 

Ahmet Alan
Ahmet Alan, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. Uzun yıllardır televizyon ve belgesel alanında çalışan Alan, birçok festivale katılan ve ödüller kazanan projelere imza atmıştır. Sarıkamış’ın Bilinmeyen Kahramanı, Ada’da 500 Yıl ve Topkapı Sarayı gibi belgesellerin yanı sıra, Boşluk ve Merasim adlı kısa filmleriyle de tanınmaktadır. Aynı zamanda bağımsız sinema üzerine deneme yazıları kaleme almakta; sinema üretimini yerelden evrensele taşıma hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir.
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.