Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 30 °C
Parçalı Bulutlu

Haftanın Filmi | Kuyu | Değerlendirme: Ahmet Alan

Haftanın Filmi | Kuyu | Değerlendirme: Ahmet Alan

Sevginin Değil, Sahip Olmanın Hikâyesi

Metin Erksan’ın 1968 tarihli Kuyu filmi, sevginin değil sahip olmanın, arzunun değil tahakkümün hikâyesidir.

Gerçek bir olaydan uyarlanan bu film, kırsalın içgüdüsel dünyasıyla insan ruhunun karanlık

kuyularına inmeye cesaret eder.

Kuyu, Erksan’ın yazıp yönettiği siyah-beyaz bir yapımdır.

1969 Adana Altın Koza Film Festivalinde En İyi Film”, En İyi Yönetmen”, En İyi Yardımcı

Kadın Oyuncu” (Aliye Rona) ve

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” (Hayati Hamzaoğlu)

ödüllerini kazanmıştır.

Türk sinemasında mülkiyet ve aşk arasındaki karanlık ilişkiyi en sert biçimde işleyen filmlerden

biridir.

Erksan bir röportajında mülkiyet kavramına ilgisini şöyle açıklar:

Yılanların Öcü’nde toprağı, Susuz Yazda suyu, Kuyuda ise insan üzerindeki mülkiyeti anlattım.”

Bu film, bir erkeğin kadın üzerindeki mülkiyet hakkını kurmaya çalışmasının trajedisidir.

Metin Erksan, Kuyunun hikâyesini bir gazete haberinden esinlenerek kaleme alır.

Film, Kadınlara iyilikle davranın” ayetiyle açılır.

Köyün içine kapanık genci Osman (Hayati Hamzaoğlu), güzel Fatmaya (Nil Göncü) körü körüne

tutulur.

Bu tutku kısa sürede bir sevgi olmaktan çıkar, sahip olma arzusuna dönüşür.

Fatmanın reddiyle birlikte Osman’ın içindeki kıskançlık büyür; şiddet ve denetim ihtiyacına evrilir.

Erksan, bireysel bir saplantıyı toplumsal bir eleştiriye dönüştürür:

Kadına, toprağa ve doğaya sahip olma dürtüsü, köy düzeninin görünmeyen temelidir.

Hayati Hamzaoğlu, Osman karakterinde Türk sinemasının en unutulmaz portrelerinden birini

yaratır.

Nil Göncü’nün Fatması hem masumiyetin hem direnişin simgesidir.

Aliye Rona ise her zamanki gibi olağanüstüdür; karakterine hem annelik hem de yargıçlık duygusu

taşır.

Yan karakterler muhtar, imam, komşular, toplumun sessiz seyircileridir.

Erksan’ın kamerası, Susuz Yaz’ın gerçekçiliğiyle Sevmek Zamanı

nın şiirselliğini birleştirir.

Köy yalın, ışık serttir.

Geniş planlarda toprağın suskunluğu, yakın planlarda insanın karanlığı hissedilir.

Kuyu, yalnızca bir mekân değil, bilinçaltının metaforudur.

Her iniş, insan ruhunun derinliklerine bir bakıştır.

Gösterildiği yıllarda

aşırı” ve karanlık” bulunmuş, Erksan karamsarlıkla suçlanmıştır.

Yıllar geçtikçe film, Türk sinemasının en dürüst aynalarından biri olarak yeniden keşfedilmiştir.

Bugün Kuyu, yalnızca bir köy hikâyesi değil; insanın içindeki şiddet, sahiplenme ve vicdan

yoksunluğuna dair evrensel bir alegoridir.Kuyu” sevginin değil, tahakkümün hikâyesidir.

Ve bazen insan, kendi kazdığı kuyuda kaybolur.

Ahmet Alan
Ahmet Alan, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. Uzun yıllardır televizyon ve belgesel alanında çalışan Alan, birçok festivale katılan ve ödüller kazanan projelere imza atmıştır. Sarıkamış’ın Bilinmeyen Kahramanı, Ada’da 500 Yıl ve Topkapı Sarayı gibi belgesellerin yanı sıra, Boşluk ve Merasim adlı kısa filmleriyle de tanınmaktadır. Aynı zamanda bağımsız sinema üzerine deneme yazıları kaleme almakta; sinema üretimini yerelden evrensele taşıma hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir.
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.