Keşke Eskiye Değil, İnsanlığa Dönebilseydik | Coşkun Durusu
80’lere, 90’lara dönmek istiyoruz.
Kasetleri özlüyoruz…
Mahalleleri…
Sokakta oynayan çocukları…
Eski şarkıları…
Siyah beyaz fotoğrafları…

Coşkun Durusu
Ama galiba bir şeyi yanlış anlıyoruz.
Biz aslında o yılları değil, o yıllardaki insanı özlüyoruz.
Çünkü mesele walkman değildi.
Mesele, insanın cebinde telefon yokken bile
birbirine ulaşabilmesiydi.
Mesele tüplü televizyon değildi.
Aynı odada oturup birbirimizin yüzüne bakabilmemizdi.
Mesele mektup değildi.
Bir cümleyi yazmadan önce gerçekten hissetmemizdi.
Şimdi herkes ulaşılabilir.
Ama kimse birbirine gerçekten yakın değil.
Çevrimiçiyiz…
Ama birbirimizin hayatından habersiziz.
Takip ediyoruz…
Ama tanımıyoruz.
Beğeniyoruz…
Ama anlamıyoruz.
Kalp gönderiyoruz…
Ama kalpten dokunmuyoruz.
Eskiden bir insanın kapısı çalınırdı.
Şimdi profiline bakılıyor.
Eskiden “Nasılsın?” denirdi.
Şimdi hikâyesine bakılıp geçiliyor.
Eskiden bir dostun derdi varsa
gecesi gündüzü düşünülmezdi.
Şimdi mesajına geç cevap verince
“Demek ki önemsemiyor” deyip
insanları hayatımızdan çıkarıyoruz.
Ne çabuk vazgeçer olduk birbirimizden…
Belki de teknoloji bizi birbirimize yaklaştırmadı.
Sadece birbirimizin hayatını
uzaktan izleyebilen insanlar yaptı.
Ve en acısı şu.
Eskiden imkânlar azdı,
insanlık çoktu.
Şimdi imkânlar çok,
ama insanlığın bazı yerleri
sessizce eksiliyor.
Bir zamanlar insanlar
ellerindeki azı paylaşırdı.
Şimdi ellerimiz dolu,
ama gönüllerimiz birbirine kapalı.
Belki 80’lere, 90’lara dönmek mümkün değil.
Ama o yıllardan bir şeyi
bugüne taşıyabiliriz.
Vefayı.
Bir şeyi de hatırlayabiliriz.
İnsan,
kaç takipçisi olduğuyla değil;
kaç insanın hayatında gerçekten iz bıraktığıyla değerlidir.
O yüzden ben eski kıyafetleri değil,
eski insanlığı özlüyorum.
Daha az gösteriş…
Daha çok samimiyet.
Daha az “ben”…
Daha çok “biz”.
Daha az ekran…
Daha çok göz göze gelmek.
Daha az söz…
Daha çok davranış.
Çünkü bazı şeyler teknolojiyle gelişmez.
Vicdan gelişmezse,
telefonun akıllanmasının hiçbir anlamı yoktur.
Ve belki de bugün
geçmişe dönmemize değil,
kendimize dönmemize ihtiyacımız var.
Çünkü kaybettiğimiz şey
80’ler değildi.
Birbirimize iyi gelme yeteneğimizdi.
Birisi : Coşkun Durusu