Kitap Alıntıları | Şeker Portakalı | Jose Mauro De Vasconcelos
Kitap değerlendirme yazarı: Ömer Yerlikaya
Sevgili okurlar, bu haftaki konuğumuz; Jose Mauro De Vasconcelos. (1920 – 1984) Brezilyalı yazardır.
Yarı Kızılderili yarı Portekizli, yoksul bir ailede doğan Vasconcelos iki ayrı kültüründe izlerini taşır. Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderildi. Orada 9 yaşındayken Potengi Irmağı’nda yüzmeyi öğrendi ve ileride bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal’da bitirdikten sonra 2 yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bıraktı, Rio de Janeiro’ya gitti. Orada ilk işi boks antrenörlüğü oldu. Garsonluk ve balıkçılık da yapan yazar, yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu durum, ona yazdığı roman ve hikâyeler için önemli kaynak sağlamıştır. İyi bir gözlemci ve usta olan bu yazarın elinde bütün bu yaşamlardan pek çok roman çıktı ortaya.
1968’de Şeker Portakalı ilk baskısından birkaç ay sonra 217 bin kopya sattı. İlk eseri Yaban Muzu (1942)’dur. Beyaz Toprak (1945) isimli eseri en çok beğenilen eserleri arasındadır. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıkan yazarı dünya çapında tanıtan eseri Zéze’nin maceralarını anlatan üçleme romanın ilk kitabı olan Şeker Portakalı olmuştur. Bu romanı 12 günde yazdığını, “Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde” sözüyle özetlemiştir.
Efendim Brezilya dünyanın dokuzuncu büyük ekonomisine sahip, ama gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle halkın büyük bir kısmı uyuşturucu batağına saplanmış durumda ve sokaklarda yaşıyor. Evden kaçan çocuklar artık Brezilya’nın geleneksel davranış biçimine dönüşmüş durumda.
Elimdeki Şeker Portakalı 148^ci baskı, okuduğum en iyi çocuk romanlarından birisi.
Brezilya edebiyatının klasiklerinden bir baş yapıt. Hatta Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabı kadar iyi. Vasconcelos Kalemini çok iyi kullanıyor ve eşine az rastlanır anlatıcılık yeteneğini ortaya koyuyor. Şeker Portakalında ailesinden şiddet gördüğü için aradığı değerleri başkasında bulan bir çocuğun hikayesi anlatılır. Zeze’nin ailesi yeni bir eve taşınır, Zeze bahçenin arkasındaki küçük, cılız bir şeker portakalı ağacıyla konuşmaya başlar ve ona Minguinho adını verir. Ağaç, Zeze’nin en yakın dostu ve dert ortağı olur. Sonra
“Portekizli” dediği Valadares ile bir kaza sonrası tanışır, aralarında baba-oğul ilişkisine benzer derin bir bağ kurulur. Zeze önce portakal ağacını kaybeder sonra hayattaki en büyük dayanağı olan Portekizlinin bir tren kazasında öldüğünü haber alır.
Bu kayıplar Zeze’nin çocukluğunu sona erdirir. Ağır bir hastalık geçiren Zeze, iyileştiğinde artık o eski yaramaz çocuk değildir; hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmiş, “sevginin ne olduğunu” öğrenmiş ama kalbi kırılmış biridir.
Nitelik olarak kusursuz denecek güzellikte bir kitap. Ancak yazar, diyalektikleri, yaramazlıkları, eylemleri, düşünceleriyle öne çıkan kahramanı Zeze’yi beş yaşında okurla tanıştırırken, Zeze’nin süper bir kahraman olduğunu düşlemiş olmalı? Yoksa başka türlü bu yaştaki bir çocuğun ciddi bir romana bir baş karakter olacağını nasıl düşünürsünüz?
Efendim Serhad Artvin gazetesi olarak büyük ustayı saygıyla yad ediyoruz.
Sevgiyle kalın.
Haber Kaynağı: Serhad Artvin Gazetesi
…