Orası İstanbul’sa Biz Neredeyiz | Natali Papanigitidis
Orası İstanbul’sa Biz Neredeyiz?
Ben Kuzguncuk da doğdum.
Büyükada, Kuzguncuk, Suadiye üçgeninde büyüdüm.
Babamın iş yeri Teşvikiye deydi.
Arka balkonu Latife Hanıma komşuydu
Birçok akrabamız karşı yakada otururdu.
Eskiden İstanbul’da oturuyorlar diyorlardı karşıya .
Orası İstanbul’sa,
Biz neredeyiz?.
Bol-bol şehir dışına seyahat ettiğimizden olsa gerek,
Nerede yaşıyorsun? diye soranlara cevap verirken,
Hep şüpheye düşerdim küçükken.
Gerçekten İstanbul’da mı yaşıyoruz? diye…
İstanbulcu doyasıya yaşadım ailem sayesinde, köşe bucak tanıtarak gezdirdiler sağolsunlar.
Marmara bambaşkadır.
Erguvanlar bezer baharda kıyılarını…
Ailem “eski “İstanbullu benim.
Eskiden kelimesinin içerisindeki anlam benim için son derece değerliydi, çünkü herkes fevkalade ve sihirliydi geçmişimde.
İstanbul’da bu sihirli insanları çok güzel muhafaza eden artıp çoğalan bir Kraliçe’ydi….
Baktığımız her yüz aydınlık parlak ve sadeydi, duruluk dürüstlük vardı bakışlarında insanların.
Muhabbetliydi dilleri bu dostların, selâmsız hatırsız geçilmezdi.
Zararsızdı eş dost konu komşu hayırsız değildi.
Hile karışmamıştı henüz yediğimiz içtiğimiz daha tatlı daha bereketliydi..
Çocuk olmak terbiye işiydi, onun bile bir adabı vardı.
Oyalanacağımız şeyler kısıtlı olsa da çok iyi bilirdik oyalamayı kendimizi.
Ailemizi uslu durup, utandırmamayı dahi bilirdik küçükken biz.
Misafir çocuk olmak, öyle uslu uslu oturmak demek hiç bir şey istememek demekti.
Göz hapsi denen şey bu olsa gerekti …
Çaktırmadan anne bir bakar, o bakıştan herşeyi anlardın.
Her gittiğimiz misafirlikte çocuk sıkılmasın diye bu fotoğrafları özel muhafazalarda, albümlerde bana tek tek anlatarak verirlerdi!Ben uslu uslu ve bu fotoğrafların ne denli değerli olduğunu bilerek saatlerce ince ayrıntılarıyla incelerdim!!!
Çünkü ailem, başkalarının da, aile albümlerine değer verirdi.
O zaman saygı vardı insana ve çocuklara, önemsenirdi herkes!!!Büyükler kitaptan müzikten sanattan sohbet ederlerdi keyifli sohbetlerdi!
Misafirin arzusunda müzik çalınırdı.
Ev sahibinin yeteneği varsa mutlaka bir müzik aleti çalardı en sevdiğim böyle akrabalarımıza olan ziyaretlerimizdi, şarkılar söylenirdi.
Şiir okuyan dost meclisleri vardı,
Fıkra ise sohbetlerin ilacıydı.
Genellikle pikaba çalması için bir plak koyulurdu, bestekârlar musiki konuşulurdu.
Televizyon asla açılmazdı! İkramlar bu keyifli misafirlikte önemli değildi!
Çünkü insanlar bir birinin insanlığından taç alırdı!..
Ve bu güzel insanların geçmişleri aile fotoğrafları, güler yüzlü simaları…
Siyah beyaz muhteşem fotoğraflarda en ince ayrıntıları dahi incelerdim.
O günleri de, o güzel insanlarında çok özledim!
Huzur dolu bir masal dı sanki !!!
Eski İstanbullu olmak bir ayrıcalıktı,şimdi kime sorsanız herkes İstanbullu!!!
Kültürel zenginlik ve terbiye gerektirir bu şehir öyle kenarından kıyısından yakalamayla olmaz!.
Rum, Ermeni, Musevi kimdir?
Bilir ve tanır İstanbullu!!
Duyduğu ismin hangi kültürün parçası bilir!
Yabancimisiniz diye sormaz.
Az çok dillerinden anlar selamlaşacak kadarindan fazlasını bilir!
Dini bayramlarından anlar,
Geleneklerinden haberdardır,
Birbirlerinin kültürlerinden,
isimlerinden aşinadır!!.
Saygı,hürmet, nezaket ,önceliğidir İstanbullunun!.
Aile şerefi, gururu, manevi değerleri, maddi değerlerden üstündür.
Hor görmez, alçak gönüllülük ruhunda vardır.
Sokak sokak bilir ve tanır şehrini.
Nerede hangi bina vardı bilir.
Hangi semtte, kimler daha çok nüfus yoğunluğuna sahiptir bilir.
Hangi arkadaşı hangi semtin çocuğudur bilir.
Hatta ne anısı vardır hangi köşe başında ,dökülür dilinden her tanıdık manzarada ….
Kapı önü sohbetlerini sever…
Sokak hayvanlarına değer verir.
Bahçelerden, bitkilerden, çiçeklerden anlar…
İstanbullu deniz kokusunu,
Rakı kokusunu,
denizi ve deniz ürünlerini, zeytinyağlı yemekleri ,
Mezeleri çok sever.
Hele birde kız sen İstanbul’un neresindensin ??
Diyebileceği bir sevdiği varsa değmeyin keyfine.
Nihavent ve Rast makamı sever.
İstanbul Türkülerini;
Hem Rumca hem Türkçe sever.
Kâtibinin setresi uzun, eteği çamur da olsa
Yine sever,
Yine de sever bu şehri.
Haber Kaynağı: Natali Papanigitidis