Sessizce Atılan Köprüler | Robin Williams
Mrs. Doubtfire filminin çekimleri sırasında, Robin Williams yapım ekibinden, San Francisco yakınlarındaki evsiz birkaç kişinin işe alınmasını istedi. Daha sonra Williams için bu bir gelenek oldu.
1990’ların başında, Mrs. Doubtfire (1993) filminin çekimleri sırasında, Robin Williams yapım ekibinden, San Francisco yakınlarındaki bir evsiz barınağından birkaç kişinin işe alınmasını istedi. Bu talep, asistanı aracılığıyla gizlice iletildi, hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı. Ekip ilk başta nedenini anlayamadı. Ancak yıllar sonra, yardımcı yönetmenlerden biri Robin’in bu tür maddeleri sık sık sözleşmelerine eklettiğini anlattı. O, toplumun kıyısında yaşam mücadelesi veren insanlara iş imkânı sağlanmasını istiyordu.
Sette yemek servisi yapan adamlardan biri daha sonra şöyle dedi:
“Beni ekibin bir parçasıymışım gibi karşıladı. Her gün şakalaşırdı benimle, sanki yıllardır arkadaşmışız gibi.”
Robin Williams’ın evsizlere olan bağlılığı bu küçük sözleşme ayrıntılarından çok daha derindi.
Kariyeri boyunca çektiği her filmde, en az on evsiz insanın ekipte çalışmasını şart koştu.
Bu sayede yıllar içinde yaklaşık 1.520 kişiye yardım edilmiş oldu.
Bu konudan hiç söz etmedi, asla takdir beklemedi.
Sadece sözleşmelere yazılır, sessizce uygulanırdı.
Ancak ölümünden sonra, bazı yapımcı ve yönetmenler bu gerçeği paylaşmaya başladı.
1980’lerin sonunda, New York’ta bir stand-up gösterisinden sonra, Robin Williams’ın Broadway yakınlarında bir barınağa kamerasız, korumasız ve habersiz geldiği görüldü.
Yanında getirdiği pizzaları yere oturarak barınak sakinleriyle paylaştı ve onları dinledi.
Barınakta kalan eski bir fabrika işçisi şöyle dedi:
“Bize neden sokakta olduğumuzu sormadı. Bağımlılıklarımızı değil, çocukken neye güldüğümüzü sordu. Kim yapar bunu?”
Will Hunting (1997) filminin Boston’daki çekimlerinde de aynı şekilde evsiz bireyler sete dâhil edildi.
Bir prodüksiyon asistanının anlattığına göre, sette çalışan işçilerden biri bir süre önce bir barınakta kalıyordu.
Filmin sonunda, birikimiyle bir eve taşınmayı başardı.
“Robin onun kalabilmesini sağladı. İş görüşmeleri için ona takım elbise bile aldı,” dedi asistan.
Robin’in yaptığı birçok bağış sahte isimlerle gönderiliyordu.
Los Angeles’taki bir barınak, yıllar sonra aldığı isimsiz çeklerin aslında Robin’den geldiğini fark etti.
Teşekkür mektubu geri döndü, çünkü adres sahteydi.
Bir çalışan zarfın üzerindeki yazıyı tanıdı:
Bir zamanlar aldığı imzayla birebir aynıydı.
Çünkü Robin ilginin kendisine değil, bu merkezlere yönelmesini istiyordu.
Whoopi Goldberg bir gün şöyle dedi:
“Yaptıkları için alkış istemezdi. Gerçek bir şey isterdi.”
Robin’e göre nezaketin seyirciye ihtiyacı yoktu.
Patch Adams (1998) çekimleri sırasında, Batı Virginia’da bir barınağı ziyaret etti.
Yanında getirdiği sıcak çoraplar, eldivenler ve montları teslim etti.
Bir gönüllü “Neden geldiniz?” diye sorunca şöyle dedi:
“Soğuk geliyor. Ve soğuk, senin yorgun olup olmadığını sormaz.”
Turneler sırasında ya da TV programlarında bile, sabahın erken saatlerinde yoksul mahallelerde görülürdü.
New York’taki bir barınakta güvenlik görevlisi, Robin’i arka kapıda sıcak kahve ve yumurtalı sandviçler dağıtırken buldu.
“Burada ne yapıyorsunuz?” diye sorduğunda tek bir cevap aldı:
“Çünkü insanlar burada.”
Fisher King (1991) filminin basın toplantısında, evsiz bir adamı canlandırmadan önce sokakta geçirdiği zamanlardan bahsetti:
“Bu merhamet meselesi değil. Bu, dünyanın görmezden geldiği bir insanı hâlâ insan olarak tanımak meselesi.”
Yoksulluğun görünmez olmasına razı olmadı — ne ekranda ne de gerçek hayatta.
Robin Williams, ününü başkalarına kapılar açmak için kullandı.
Zamanını, sesini ve etkisini, gerçekten önemli yerlerde harcadı.
Sessizce, bilinçle, derin bir iyilikle.
Biliyordu ki, bazen hayatta kalmanın yolu gülmekten geçer.
Ve onurlu bir yaşam, çoğu zaman sadece “farkedilmekle” başlar.
Dünya duvarlar örerken, o sessizce köprüler kuruyordu …