1 Uçan Halı Antakya Atatürk İlköğretim Okulu Görme Engelliler Sınıfındaki...
Hatay 30 °C
Parçalı Bulutlu
Yayınevlerinin stant ücretini karşılaması giderek olanaksız duruma geldi, güzel ülkemde. Birçok yayınevi maliyeti yüzünden katılamaz oldu kitap fuarlarına. Çığ Dergisi Yayın Yönetmesi Turgut Alp Eroğlu’nun büyük çabalarıyla Ankara Kitap Fuarı için kapımız açılmıştı.Çok mutlu olmuştum. İlk kez Ankara’da Cumhuriyetimizin Başkentinde yer alacaktım.
Denizli’de bir başka etkinlik ile çakışmıştı. Üzerime baskılar yağmıştı. Verdiğim sözden dönemezdim. Grip olmamak için çok direndim. Kış çayları, karanfil çiğnemeler…Kıl payı ağırlaşmadı rahatsızlığım…Kimseyi hasta edemezdim. Kendime kocakarı ilaçları yaptım. Kim ne derse desin çok işe yarıyor.Sevgili okurlarım, karşımızda doğal taşlar vardı ne işi var kitap fuarında demeyiniz lütfen!
Okumaya yan bakanlar taşlara iç geçirerek bakıyordu. Her delikanlının her genç kızın düşlerini süslüyordu o güzelim taşlar. Biraz çaprazıma bakınca, sesini yola taşıran, her gelip geçenle tokalaşıp sürekli kitaplarını anlatan deyimleşmiş sil süpür bir adam vardı. İnanılmaz pazarlamacı kimliği ile adeta kimseyi kitapsız geçirmiyordu. Kafka’nın Böcek romanındaki kahraman gibi görünmez olmayı istedim.Sevgili okurlarım, ayakyoluna doğru giderken, soyadı Tatlıcı olan bir yazar imza günündeydi.
İmza masasını üzerinde çeşit çeşit tatlılar vardı okurları için. Gülümsedim yüreğime. Kızlık soyadım Güneş, evlilik soyadım Altunay …Gökyüzünde geziniyorum okurlarıma ikramlık olmaz. Hiç düşünemedim çikolata olurdu. Yok o da olmazdı sahtesi ortalıkta cirit atarken. En iyisi minik okurlarım için arı ve uğur böceği. Yetişkinlere geri dönüşüm boyama ayraçlarım yeterliydi. Standımıza geldim.Sevgili okurlarım, bir yazar olarak fuarlara katılmak ağır bir maliyetin altına girmek oluyordu.
Gönül işi, sevgi işi. Yayınevleri içinse büyük bir maliyetti fuarcılık. Baştan fatura tümüyle çıkarılmalı sonradan her standın blok ücreti istenmemeliydi.Sevgili okurlarım, İlk kez katılma olanağı bulduğum Ankara Kitap Fuarında Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü sınıf arkadaşım Mehtap beni bulmuştu güzel anılar yaşadık onunla…
Marmaris Sabancı Lisesinden mezun ettiğim Fen Bölümü mezunu Kerem Güman adlı öğrencim mühendis olmuştu ancak ikinci üniversite resim bölümünü okuyup üniversitede resim öğretmeni olmuş, evlenmiş. Hayat arkadaşı da resim alanında öğretmen.Sevgili okurlarım, yazar olmanın ağırlığı içinde dolu dolu üç gün geçirdim.
Ünlü bir yazar konumunda olsaydık daha mı ağır olurduk bilmiyorum. Neye göre ünlü…Ünlüler ünsüzler ile diri değil mi? Biz ünsüzler olmasak tek başına ünlüler ne yapar ki…