Reyhanlılı şair-yazar ve çevirmen Arif Berberoğlu’yla şair Mehmet Ercan’ın okudukları şiirler, hem dinleyenleri düşündürdü hem de direnme umudu aşıladı.
Anmanın söyleşi bölümünde “Yas Tutma Hakkı” değişik boyutlarıyla değerlendirildi. Araştırmacı ve yazar Müslüm Kabadayı, “Bilinen 7 bin yıllık savaş tarihinde yaşan katliamların temel nedeni kaynakların egemen sınıflar tarafından sömürülmesi ve paylaşımıdır. Bugün de Ortadoğu başta olmak üzere Ukrayna ve diğer bölgelerde yaşanan savaşların, katliamların temel nedeninin, ABD başta olmak üzere emperyalist devletlerin ve çok ülkeli şirketlerin bizim gibi ülkelerin enerji, maden, değerli mineraller, su vb. kaynaklarını yağmalamak olduğunu apaçık görmekteyiz.” dedi.
Tarihte yaşanmış büyük savaş ve katliamlardan örnekler veren Kabadayı, “Günümüz bilim ve teknolojisiyle önlenebilir olan deprem başta olmak üzere tüm doğal afetlerde yaşanan büyük yıkımlar da katliama dönüşmüştür. Örneğin, depremselliğinin büyük risk taşıdığı ve 150 yıldır büyük deprem yaşanmadığı için her an büyük depremin beklendiği, 2021’de Hatay Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün AFAD’la birlikte hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planı’nın da ortaya konduğu anlaşılmaktadır. Bu İRAP’ta Hatay’daki tüm devlet kuruluşlarının, yetkili yerel yönetimlerin neler yapacağı planlandığı halde 6 Şubat’a kadar hiçbir önlemin alınmadığı görülmektedir. Dolayısıyla gerekli önlemleri almayan tüm kamu kuruluşlarının yöneticileri olası kasttan yargılanıp hak ettikleri cezaları alması gerekirken, büyük çoğunluğu hakkında mahkemeye verilme izni çıkmamıştır. Aradan üç yıl geçtiği halde adalet sağlanmadığından depremzede aileleri yaslarını tutamamışlardır. Benim ‘Yağma Yıkım Düzeni’ olarak adlandırdığım ve Türkiye’de 2001 krizinden sonra hızla uygulamaya konan extraktivizm (kazıcılık) sermaye birikim rejimi nedeniyle Kaz Dağları, Akbelen başta olmak üzere ülkemizin dağları, ormanları, zeytinlikleri yağmalanmaya başlanmıştır. Sadece inşaat ve maden-metal sektörüne yapılan bu vahşi ya(p)tırımlar düzenden en çok etkilenen bölge ve iller arasında 6 Şubat’taki depremlerin gerçekleştiği yerler dikkat çekmektedir. Bu illerden, sosyo-ekonomik gelişmişlik bakımından 2003-2017 arasında Adana 8. sıradan 27. sıraya, kahramanmaraş 44. sıradan 58. sıraya, Hatay da 27. sıradan 39. sıraya, Şanlıurfa 63. sıradan 73. sıraya, Osmaniye 47. sıradan 54. sıraya gerilemiştir. 6 Şubat depremleri sonrasında deprem bölgesindeki Adana, Diyarbakır, Kilis hariç diğer illerde durum daha da kötüleşmiştir. 2025 verilerine göre Adıyaman 69., Hatay 50., Kahramanmaraş 63., Şanlıurfa 79., Osmaniye 57. sıraya gerilemiştir. 6 ve 20 Şubat depremlerinin en çok etkilediği Hatay, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine karşın sağlıklı konut, içme suyu, temiz hava, sağlık sorununu bile çözülememiş Antakya, Defne, Samandağ ilçelerinde çadır ve konteynerlerde yaşayan halkın, salgın hastalık riskiyle karşı karşıya geldiği bir ilimizdir. Bundan sonra deprem vb. Büyük yıkımların önlenmesi için Türkiye’nin bu yağma ve yıkım düzeninin değişmesi şarttır. Bilimsel çalışmalara dayanan kamucu kalkınmanın sağlandığı, kaynakların vatandaşa eşitçe dağıtıldığı bir sosyo-ekonomik düzenin inşa edilmesi gerekmektedir.” dedi.
Çağdaş Hukukçular Derneği adına söz alan Av. Ceren Yılmaz, “Burada sizlerin acısını paylaşmaktan ve hak mücadelenizde dayanışmaktan onur duyuyorum. Hepizin başı sağ olsun diyor, kaybettiğimiz canları saygıyla anıyorum.” dedi. Ardından