Aforizmaların İşlevi | Müslüm Kabadayı
Köleci ve feodal toplumların en alt tabakasında yer alan ezilen sınıf anlamına gelen “Laikos”ların titan ve krallara isyanıyla ortaya çıkan “laiklik” gelişmiştir.
“Söz uçar, yazı kalır…” Ancak, “uçan sözü” yakalayıp hafızasında yoğuran ve yeniden üreterek kuşaktan kuşağa aktaran bir toplumsal damarımız olduğunu da unutmayalım. Bugün yazılı kaynakların birçoğu, yazının icadından önceki birikimlerin sözlü anlatımda yaşayan sözvarlığının yazıya geçirilmiş özlerinin türevleridir. Her çağ ve koşulda yeni yaşantılar, buluşlar ve ilişkiler ağı içinde izlerini taşımaktadır. Aforizmalar, bu izlerin dil süzgecinden geçerek özlü biçimde damıtılmış ifadeleridir. Dolayısıyla aforizmalar bizi yeniden düşünmeye, alışılmış ya da kanıksanmış olay, durum, düşünce ve davranışları-eylemleri sorgulamaya yönlendirir. O ana kadar fark etmediğimiz yeni bakış açılarıyla kendimizi aşmaya, geliştirmeye ivme kazandırır. Bunun için düşünce yazıları kaleme alanlar, genellikle aforizmaları kullanarak üzerinde durduğu konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamaya çalışırlar.
25 Mayıs’ta ben de bir aforizmamı whtasapp gruplarında, yakınlarım ve arkadaşlarımla paylaştım. Hemen buraya aktarayım: “Bayram etmek”, toplum barış ve refah içindeyse, doğa sakin, verimli ve güzelse “hak”tır. Dünyanın dört bir yanında toplumlar yoksullaştırılıp çürütülürken, doğa yağmalanıp “iklim krizi”yle yaşanmaz hale getirilirken “bayram eden” her anlamda “ahmak”tır. Ahmaklığı yaşam yolumuzdan söküp atmak ise “sak”tır.
Bu aforizmamda tırnak içinde vurguladığım sözcüklerin, iletinin içeriğini ve vurgusunu dile getirdiği, aynı zamanda uyakladığı dikkatli bakan gözler tarafından hemen görülecektir. Bilmeyenler için “sak” sözcüğünün birkaç anlamı olduğundan, Eski Türkçedeki kök anlamıyla bu aforizmada kullanıldığını hatırlatmak isterim. O da “düşünmek, güvenli-tedbirli davranmak”tır. İletinin sınırlarını zorlayarak “sak”ın diğer anlamlarıyla da ilişki kurarak yorumlamak isteyenler olabilir, ancak iletinin özüne bağlı kalarak değerlendirme yapılması gerekir aforizmalarda.
Aforizmayı yayınladıktan ya da paylaştıktan sonra hem iletisiyle ilgili geliştirici yorum ve değerlendirmeler yapıldı, başka mecralarda paylaşıldı hem de “ahmak” sözcüğüne odaklanarak “hakaret edildiği” düşünülerek tepkiler gösterildi. Felsefi, siyasi derinliği olan aforizmalarda bu kaçınılmazdır. Benim bu aforizmayı kullanırken amaçlarımdan biri de insanların olumlu ya da olumsuz tepki vermelerini sağlamaktır. Bu anlamda sözün amacına ulaştığını söyleyebilirim. Tepki verilmeseydi eğer, o zaman şunu rahatlıkla düşünüp ifade edebilirdim: Dijital ortamda her gün bırakalım her an o kadar çok şey paylaşılıyor ki, insanlar “başparmak çocuğu” halinde her şeye dokunup, emoj bırakıp geçiyor. Bir bakıma bu paylaşımların içeriği, mesajı üzerine düşünmek, eleştirmek ve geliştirmek yerine yüzeysel biçimde dokunup geçmek alışkanlığına dönüşüyor.
Gösterilen tepkilerle ilgili açıklamalar yapmak durumunda kaldığım arkadaşlar, gruplar oldu kuşkusuz. Açıklama sonrası çoğunluk, aforizmanın “hakaret”le bir ilgisinin olmadığını, insanın bulunduğu coğrafyada ve dünyada olup bitenler üzerine sağlam biçimde düşünüp sorgulayarak tepki göstermesinin amaçlandığını fark etti. Bu da önemli bir kazanım oldu doğrusu. “Hakaret” edildiğinde ısrar eden, hatta iade eden bir kişi çıktı, onu da anlayışla karşılamak durumundayım. Yalnız, burada çok önemli bir gerçeğin altını çizmem gerekiyor. Ön Asya toplumlarında daha ağırlıklı olmak üzere dinin baskın olduğu bütün toplumlarda dinsel ideoloji, ritüel ve geleneklerin doğanın yasaları, toplumsal ve bilimsel gerçeklerle uyumlu olup olmadığının sorgulanması hep zor olmuştur. Ancak, bu zorluğu göze alan düşünür, bilim insanı ve aydınlar sayesinde bu dinsel ya da dinci hegomonya kırılabilmiştir. Köleci ve feodal toplumların en alt tabakasında yer alan ezilen sınıf anlamına gelen “laikos”ların titan ve krallara isyanıyla ortaya çıkan “laiklik” bu sayede gelişmiştir.
Aforizmalar üzerine düşünmek, onları yerinde ve amaca uygun biçimde kullanmak, böylece verimli üretkenlikte ve ortakça paylaşımda devrim yapmak isteğiyle…