Bir Cumartesi Ayini | Coşkun Durusu
Cumartesiler, sıradan günler gibi görünür;
ama biz bilirdik ki,
görünmeyen bir kapı aralanırdı o günlerde.
Dünya yavaşlardı, insanlar dağılırdı sokaklardan,
ve biz, kendimize kalan bu boşlukta
kendi ayinimizi başlatırdık.
Senin tenin,
benim avuçlarımda dua gibi titreşirdi.
Önce gözlerinle susardın,
sonra dudaklarınla dua ederdin,
ve ben,
başımı yaslardım inançsız kalmış yanlarına,
yavaşça, çekinerek,
ama adanarak.
Bir Cumartesi Ayiniydi bu;
ne kutsal kitaplarda yazılı,
ne de dillerde dolaşan.
Bizim ayinimiz;
tenle edilen,
aşkla kutsanan,
unutuşla yıkanan bir ibadetti.
Her öpüş, bir tövbe gibiydi,
geçmişten arınmak için.
Her sarılış, bir secdeydi,
dünyanın ağırlığını sırtımızdan atmak için.
Ve her sevişme,
yeniden doğmak,
yeniden inanmak içindi.
Dışarıda hangi mevsim hüküm sürerse sürsün,
bizim odalarımızda hep bir bahar eserdi.
Karanlık diz çökerdi kapımızın önünde,
ve biz birbirimizin ışığında kaybolurduk,
birbirimizin bedeninde, ruhunda yeniden var olurduk.
Bir Cumartesi Ayiniydi bu;
Kimseler görmedi,
kimseler bilmedi,
ama biz her dokunuşta
dünyayı yeniden yaratırdık.
Ve dünya her seferinde
bizim için yeniden başlamaya ikna olurdu.
Birisi
……….