Edebiyat ve Müzik Ya Da Müzik İle Edebiyat | Değerlendirme: Hatice Altunay
Müzik ve edebiyatın birlikte yürüdüğü bu yolda öğrencilerime Klasik Türk Edebiyatını, Klasik Türk Sanat müziği ile tencere kapak biçimli anlatırdım.
Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirini, Türk Sanat Müziği, Özgün müzik ile örtüştürürdüm. Halk şiirimiz, Halk müziğimiz ile halay çekerdi.
Şiir ve müzik birbirlerini besleyen sonsuza kadar yaşayacak olan ırmaklardı bana göre. Hangi şairi dinlediği bir sanat müziği, halk müziği, özgün müzik Batı müziği etkilememiştir?
Müzik şiir kardeşliği, dostluğu inanılmaz çoşkulu bir süreçtir. Divan Şiirinden bu yana yaşadığımız dönem şiirlerinde güçlü birlikteliği görmekteyiz. Abdülhak Hamid’in Makber Şiiri ezgili okununca ne kadar çok yüreğimize dokunur.
Faruk Nafiz Çamlıbel’in Kıskanç Şiirini ezgili dinlersek, kıskanç sevgili düşleriz aslı bambaşkadır oysa.
Atilla İlhan ‘ın Mahur Beste şiiri ve ezgisi gibi…
Benim ilk müzik kıvılcımım Edip Akbayram olmuştu. Pilli radyomdan dinlediğim Garip ezgisinden çok etkilenmiş Uzaklarda Çok Uzaklarda şiirimi yazmıştım. İlk şiir kitabıma aldığım tek şiir oydu
Yazın dünyamızda sembolist, mistik ruhçu bir anlayış içinde yer alan şairlerimizi müziğin dayanılmaz ağırlığı içinde köklendiriyoruz.
Şairlerimizin dizelerinde ünsüz ve ünlü tekrarları, sözcük tekrarları, nakaratlar çok güçlü müzikalite
ezgili bir uyumu yaratıyor. Bu anlamda Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Fazıl Hüsnü Tarancı, Fazıl Yaşar Oğuzcan diyerek çoğaltabiliriz.
Nazım Hikmet’in dizelerinin ahengini anımsayalım. Masalların Masalı adlı şiiri en belirgin örnektir. Şiiri okursanız yinelenen ünsüz ve ünlüleri fark edeceksiniz. Giderek çoğalan ve giderek azalan dünyamızı fark edeceksiniz.
Karlı Kayın Ormanı, Kız Çocuğu, Ceviz Ağacı, Güzel Günler Göreceğiz ve ezgiler hepimizin şiirlerindeki ezgiler hepimizin yüreğine dokunuyor, umut aşılıyor.
Günümüz şairleri dizelerinin melodileri sonsuza kadar sürsün ister elbette. Sanıldığı kadar da kolay olmaz düşleri, ahengi, ölçü, uyak, nakarat vb sesler olarak bütünleştirmeleri gerekir.
Bendeniz de çocuklar için birkaç şarkı olsun diye yazmıştım. Henüz bir girişimim olamadı. Yetkili müzik insanını bulmam zor.
Yazıder olarak şiir yazanların en azından bir şiirinin bestelenebilmesi ne güzel olurdu. Kim bilir ileride böylesi düşleri başarabiliriz.
Müzik ile roman yazdığını dile getiren Ayla Kutlu’yu Kanal İzmir programında dinlemesem, şiir müzik ikileminde duracaktım. Öğrencim Hayriye Akok Foça Belediyesinin Deniz Öyküleri Seçkisinde yer alan Enrico’nun Gözyaşları adlı öyküsünü,* Enrico Macias’ın göçmenlerin yaşamını dile getirdiği şarkısını dinlerken, yazdığını anlatmıştı bana.
Sonuç olarak, sanatın her dalında tinimizi iyileştirici güçler ile acılarımızı hafifletiyoruz, düştüğümüz yerden ayağa kalkıyoruz.
Bendeniz müzik, edebiyat, resim olarak bir eşkenar üçgen yaptım kendime. Yüreğimin sesine kulak verip kendime gül veriyorum, yoksa aylardır sağlık sorunlarımızın kısırdöngüsünden çıkmam inan çok zordu.
Sanatın iyileştirici gücü üzerinizde olsun.
*
Enrico Macias, Fransız şarkıcı. Cezayirli Yahudi kökenlidir.
Kimine göre “sömürgeci”, kimine göre “siyonist”, kimine göre “pis Arapların dostu” olan, yüzlerce şarkıya sahip muzisyen.
“…
Ülkemi terk ettim
Ellerimi terk ettim
Hayatım hüzünlü hayatım
Sebepsiz yere sürünerek gidiyor.”
Hatice Altunay
………