Gölgedeki Sevgi | Coşkun Durusu
Bazı sevgiler vardır…
Güneşin alnında parlamaz, meydanlarda haykırılmaz, kalabalıklara anlatılmaz.
Sessizdir, derindir ve çoğu zaman gölgeden akar insana.
Gölgedeki sevgi…
Kendi ışığını büyütmek yerine, senin ışığında kaybolmayı seçenlerin sevgisidir.
Adını koyamazsın ama varlığını her solukta hissedersin.
Dokunmadığı halde teninde bir sıcaklık, söylemediği halde kulaklarında bir fısıltı bırakır.
Bu sevgi;
Kırılgan değildir, çünkü gözlerden uzak büyümüştür.
Kıskanç değildir, çünkü sahip olmak için değil, yaşatmak için vardır.
Gösterişli değildir, çünkü gösteriş bir duvar örer; oysa bu sevgi duvar değil, geçit açar.
Gölgedeki sevgi, insanın kendi karanlığıyla barışmasını da öğretir.
Orada, en dipte, kimselerin bilmediği bir yerde saklı duran “sen”i bulursun.
Ve anlarsın ki; bazen en derin bağlar, ışığın altında değil, karanlığın ardında kurulur.
Karanlık, ışığı gizlemez aslında…
Sadece gerçek ışıltıyı öne çıkarır.
Bir bakarsın, gölgede duran bir çift göz, bütün karanlığı yumuşatmıştır.
Bir bakarsın, adını bilmediğin bir sıcaklık, içinin duvarlarını sessizce eritmiştir.
Belki de sevginin en sadık hâli budur…
Seni uzaktan izler, düşmana karşı bir kalkan gibi durur, sen fark etmezsin.
Yanına koşmaz ama düştüğünde kaldırmak için her zaman bir nefes kadar yakınındadır.
Kelimeler yoktur, cümleler eksiktir ama hisler tamamdır.
Ve bir gün…
Gölgedeki sevgi, sabahın ilk ışığıyla birlikte ortaya çıkmaz.
Çünkü görünmek için değil, yaşatmak için vardır.
Sevmek için bahane aramaz, açıklama beklemez, zaman kollamaz.
Sadece…
Seni kendi sessizliğinde saklar.
Düşmeden tutar, yorulmadan bekler, küllenmeden yanar.
Gölgedeki sevgi, belki de en güzelidir…
Çünkü kimse bilmez; ama sen hissedersin.
Ve işte bu yüzden unutulmaz.
Birisi