Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 27 °C
Çok Bulutlu

Hepimiz Bu Gemideyiz ve Gemi Su Alıyor / İbrahim Uysal

Hepimiz Bu Gemideyiz ve Gemi Su Alıyor / İbrahim Uysal

Falına bakılan bir ülkede yaşamak..

Uzun yıllar yöneticilik yapınca, bazı şeyleri önceden görmeniz daha olası oluyor. Zaman içerisinde, kendinizin denetleyebildiği süreçlerde elbet. Yoksa, siz de başkalarının değirmenine su olarak akıp gidiyorsunuz.

    Sorun bir şeyleri bilip- bilmemek değil, aynı kazanda bazıları “huşu içinde” kaynarken, sizin bir şeyleri önceden görüp, rahatsız olup, çırpınmanızda.
    Artık öyle bir dünyada yaşar olduk ki, “bana ne” demek mümkün olmadığı gibi, tek başınıza “gemisini kurtaran kaptan” olmanızın da olanağı ve olasılığı da yok.
    Her koyun kendi bacağından asılıyor ama, Nazım’ın deyişiyle “Gocuklu Celepler” sopasını kaldırarak, koyun sürüsünü istenilen yöne sürüklüyorlar, yetmiyormuş gibi bir de, bazılarına kasabın bıçağını yalatıyorlar.
    Haberlerde geçti, “Doktor Kıyamet” olarak bilinen ünlü yatırımcı Marc Faber, Türkiye ekonomisi ve finans piyasası için bir açıklama yapıyor ve “yatırımlar için Türkiye’nin cazip olduğunu belirterek, ‘Türkiye’de hisse senedi almayı düşünüyordum. Almadım ve piyasada düşüş yaşandı.'” diyordu.
    Dünyada, ekonomi ve üretimleri ile gittikçe belirginleşen ülkeler var
   Neler ve kimler mi?.
   Herkes, Amerikan ekonomisin ne zaman bu krizden çıkacağını, İngiltere dışında ki Avrupa Ülkelerinin yaşadıkları ekonomik ve sosyal- siyasal sorunları nasıl aşacaklarını tartışıyor.
    Buna bir de COVID-19 dünya salgınınında olduğu gibi ABD/İsrail -İRAN savaşı eklenince hükümetler, devletin hazinesinin kapılarını birer birer halka açmakta, “kargün akçelerini” halka dağıtmayı planlanmakta.
   Bir takım sorunları olsa da, nedense başta Küba, Kuzey Kore, Çin, Rusya gibi bilinen liberal kapitalist olmayan ekonomik sistemleri olan ülkeler, dünya çapında yaşanan bu krizi en az hasar ile atlatmaya çalışıyorlar.
    Bilinen anlamda olmasa da, Küba’da tam, diğer ülkelerde de bir şekilde “sosyalist” yönetim ile planlı ekonomi programları uyguluyorlar.
   Bu kadar karmaşa ve kafa karışıklığı içinde ekonomik krizin zirvelerinde dolaşan ülkemizde ise sanki halkın önceliği; ekonomik sorunlar değil de siyasilerin iktidarlarını sürdürmek için uyguladıkları “cambaza bak” politikalarına yandaşlık yapmak için ağzı olan herkes konuşuyor. Hem de boş boş!..
   Sonuç, kocaman bir hiç!
   Azıcık Türkiye Cumhuriyetini, tarihini bilen kişiler, Atatürk ve sonrası “planlı ekonomik sistemleri” uygulayan parti ve siyasi iktidarların ülkeye kattıklarını göreceklerdir.
    Fabrikalar, Üretim çiftlikleri, sanayi kuruluşları, sağlık ve sosyal güvenlik. Kara ve deniz yolları ile, devasa havayolu ve denizyolu ile madencilik şirketleri gibi.
   Peki sonra. Kapitalist dünya ikinci dünya savaşı ile kendi krizini aşıp paylaşımlarını yaptıktan sonra, bizim gibi ülkelerde 1980’lerden sonra uyguladığı ekonomik sistemler ile kamunun tüm varlığına göz koymuş ve seçtirdikleri iktidarları ile de, halkın yıllarca emek vererek oluşturduğu her şeyi piyasaya peşkeş çekmişlerdir.
    Sonuç, hala bir karmaşa yaşanmakta, üretim değil kredi bataklığında, kamunun her türlü kaynağı kullanarak zaman geçirilmeye, iktidarlar sürdürülmeye çalışılmaktadır.
   Ama nereye kadar?
   Sizi bilemem ama, ben avarelik olsun diye sokaklardan yaya ya da araba ile geçerken “satılık ev” ilanları ile dolu ev pencerelerine bakarken için sızlıyor.
   Unutmayın dünya ekonomisinin yaklaşık %30’den fazlası, karşılığı olmayan köpük. Her an patlayabilir.
   Üretim olmayınca da, herkes kesesinden bankaların kredileri ve kredi kartları sayesinde borç yiyorlar. “Borç yiyen, kesesinden yer” derler ama ortada da bir kese olmadığına göre, garip bir durumun olduğu kesin.
   Birileri, kendilerini iktidara getirenlere hizmetini aksatmadan, profesyonelce sürdürmektedir. Şıracının şahidi bozacı misali bir de ortak olunca, her şey tamam, da!..
   Artık, marketlerin önünde “abi bir şey al”, yolda “açım para ver” diyenden ve ışıklarda cam silenden, mendil satandan geçilmiyor. Zabıtasından polisine kadar buna da göz yumuluyor, ama nereye kadar.
   Anadolu’da, böyle durumlar için iki söz güzeldir.
   İlki, “aç tavuk, kendini darı ambarında görür”;
   Diğeri, “Aç köpek, fırın deler”.
  Hangisinin filmi vizyonda bilmiyorum ama, fırında da ekmek kalmadığını söyleyeyim.
    Ben artık siyasilerin birbirini tutmayan ve hedefi olmayan günü birlik açıklama ve konuşmalarından sıklıdım.
    Ya bu ülkenin helâl ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, ataları bu topraklar uğruna kanlarını dökmüş yurtseverlerinin, daha ne kadar boğazlarına düğümlenen sözleri ile yerlerinde oturacaklarını merak ediyorum artık.
   İktidarına da muhalefetine de ne zaman ” yeter artık bıçağı kemiğimize dayadınız” diyecekler?
   Her ne kadar sorun değilmiş gibi geçiştirilse de, bu ülkede:
   LOZAN ANTLAŞMASI ile Montrö Sözleşmesi de Atatürk Devrim ve İlkeleri ise sorunları olan yerli ve yabancı o kadar çok ki.
    Olaylar ve olanlarda değil, Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlığı, Özgürlükler ve eşitlikler, hakça ve halkça üretim ve bölüşümün, temel ilkelerde birleşmenin tam vaktidir bugünler.
   Sağcısından solcusuna, her ne etnik kökenden gelinirse gelinsin Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlığında birleşmeli ve buluşmalıyız.
  Bakın belki anlamadınız ama “Doktor Kıyamet” olarak bilinen Marc Faber, Türkiye ekonomisi ve finans piyasası için şöyle açıklama yapıyor: “yatırımlar için Türkiye’nin cazip olduğunu belirterek, ‘Türkiye’de hisse senedi almayı düşünüyordum. Almadım”
   Bunun anlamı ne biliyor musunuz?
   Özellikle genelde, genel iktidara akarı ve çıkarından dolayı destek olan seçmen ile yerelde de iki kadro bir ihale için her şeye gözlerini yuman muhalefet seçmenine huuu komşu “gemi su alıyor!..” da demenin vakti!..
   Hâlâ anlamadınız mı?

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan, sosyal ve bağımsız bir dijital içerik platformudur. Temel amacımız; okurlarımızı nitelikli edebi eserlerle tanıştırmak ve sizlerden gelen öykü, şiir, makale, anı, eleştiri, kitap ve film değerlendirmelerine yer vererek eserlerinizi geniş kitlelere ulaştırmaktır.. Kültür, sanat ve hayatın her alanına dokunan platformumuzda telif haklarına saygı duyuyor, kaynak belirtilmeyen hiçbir içeriğe yer vermiyoruz. Ayrıca Türkçemizin saygınlığını korumak adına, tüm yayınlarımızda TDK yazım kurallarına en üst düzeyde önem gösteriyoruz. Yazar Üyelerimizle interaktif bir bağ kurduğumuz bu edebiyat yolculuğuna katkı sunan tüm dostlarımıza teşekkür ederiz. Editör: Hatice Elveren Peköz Web: yaziatolyesi.com E-posta: yaziatolyesi2016@gmail.com | haticepekoz@hotmail.com
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.