Troya Sanat 2026 Bahar Sayısıyla Okurlarını Selamlıyor | Hayrettin Geçkin
Sovyet Yazar İlya Ehrenburg’un II. Dünya Savaşı’na ilişkin anılarında geçen şu ifade bugün de hepimizi yeni sorumluluklar almaya çağırıyor:
“Almanlar hızla Moskova’ya yaklaşıyordu. Küçük kız annesine yalvarıyordu: ‘Anneciğim ne olursun beni geri doğur’.”
Dünyanın ateşe verildiği; doğa kırımlarının, insan kırımlarının dur durak bilmediği böylesi bir ortamında küçük kızın bu sözleri herkes için bir çağrı değil mi?
Edebiyat bu çağrıya kulak tıkayabilir mi?
Söz gelimi şiir, yalnızca kişisel bir duyarlılık alanı olarak kalabilir mi? Hem estetik yanıyla, hem dünya görüşüyle bireysel alanın sınırlarından çıkarak toplumsal vicdanın sesine dönüşmesi gerekmez mi? Aynı sorular öykü, deneme, roman ve/veya sanatın diğer disiplinleri için de sorulması gerekmez mi?
Troya Sanat, dünyada ve bölgemizde olup bitenler karşısında kendisine de soru soracak kuşkusuz. Bir şeylere yanıt vermek yerine daha çok soru soracak hem de. Dünyada devletler çok, adalet az; bayraklar çok, ekmek az; laf çok, insan az; neden?
Belki de şiirler de sorulardan oluşacak yeryüzünde kötülük son buluncaya, “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”
Bakın, Özkan Mert öyle yapmış ve bir çocuğun sorusunu taşımış şiirine bu yolu bize açmak için: “Küçük çocukları acıtmasın diye / küçük kurşunlarla vururlar değil mi anne?”
Şu gerçekliğin altını kalın kalın çizmeliyiz artık: İnsan, insanlıktan düşer yoksa özgürlüğü kaynağını başkalarının yaşam hakkını ve doğa haklarını savunmaktan almıyorsa. Gerisi barbarlık çünkü…
Bahar sayımıza hazırlanırken ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ve suç ortaklarını harekete geçirmesiyle birlikte dünyanın gündemi değişti. Bizim de gündemimiz savaş oldu doğal olarak. Ancak bu savaşta ne dünyayı kana bulayan, bebekleri rüya görmelerine fırsat vermeden öldüren, kız çocuklarını, masum halkı, kadınları, çocukları ve doğayı hedefine koyan kanlı-kirli ABD-İsrail İttifakı’nın yanındayız, ne de halkına kötü davranan, insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan dinci, yobaz molla İran rejiminin yanında. Daha açık bir ifadeyle, İran halkının yanında ve savaşın karşısındayız.
Bugün artık her şey tehlikede; ekmeğimiz, havamız, suyumuz, geleceğimiz… Çocuklar, kadınlar, börtü böcek, kurt kuş, her şey ama her şey kötülüğün hedefinde. Diğer yandan dünyayı ateşe verenlerin söyledikleri yalan, servetleri suç! Soru şudur: Bu olup bitene edebiyat, sanat karşı koyabilir mi? Ya da / ya da bu olup bitenlerin neresinde ve nasıl durur?
Bahar sayımızda gönlümüzden geçen, okurlarımıza adil, eşit, demokratik , özgürlükçü bir ülke, barış içinde bir yeryüzü; aşkın, edebiyatın ve sanatın incelttiği bir dünya ve kuşlara çekinmeden uçabilecekleri bir gökyüzü düşü ısmarlamak. Bunu başarıp başaramadığımıza okurlarımız karar verecektir kuşkusuz.
Yaz sayımızda buluşmak dileğiyle..
Hayrettin Geçkin
Troya Sanat Dergisi Genel Yönetmeni ve Yayın Kurulu Üyesi
………..