Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay 32 °C
Parçalı Bulutlu

Yaz Kızım; Seni Seviyorum! | Coşkun Durusu

20.06.2026
40
A+
A-
Yaz Kızım; Seni Seviyorum! | Coşkun Durusu

“Seni seviyorum” demek…
iki kelimelik bir cümle gibi görünür ama insanın içinde yıllar biriktirir.

Bazen bir bakışın susuşunda başlar bu cümle.
Bazen söylemeye cesaret edilemeyen bir kalp çarpıntısında…
Bazen de geç kalınmış bir pişmanlığın tam ortasında çıkar insanın ağzından.

“Seni seviyorum” dediğinde insan, aslında sadece bir kişiyi değil;
onunla yaşadığı bütün ihtimalleri de kabul eder.
Bir gülüşe sığan mutluluğu,
bir kırgınlığa sığmayan sessizliği,
bir vedanın içinde büyüyen boşluğu…

Ve en derin hâliyle şudur:
Sevmek, birini elde tutmak değil;
onun varlığıyla değişmeyi göze almaktır.

Bu yüzden bazı “seni seviyorum”lar fısıltı olur,
bazıları bir ömür susar,
bazıları ise çok geç söylenir.

Ama hepsi aynı yerden doğar:
kalbin en savunmasız yerinden…

Ve insan en çok orada kendidir.
Kaybolan Kişi Değil, İçimdeki İhtimal

İnsan birini kaybettiğini sandığında, aslında en büyük yanılgısı şudur:
gidenin “kişi” olduğunu düşünür.

Oysa bazı insanlar, bir bedenden çok daha fazlasıdır.
Bir ihtimaldirler.

Geldiğinde insana şunu hissettirirler;
“Ben de böyle biri olabilirmişim.”
“Ben de sevilebilir, anlaşılabilir, tamamlanabilir bir hâle gelebilirmişim.”

Ve insan, fark etmeden o ihtimali yaşamaya başlar.
Sadece karşısındakini değil,
kendini de yeniden kurar.

Bakışlar değişir.
Cümleler yumuşar.
Gelecek daha mümkün görünür.
İçeride uzun zamandır kapalı duran bir kapı aralanır.

Ama sonra bir şey olur…
ve o ihtimal geri çekilir.

İşte en zor an, o andır.
Çünkü giden sadece bir insan değildir;
insanın kendine dair kurduğu yeni versiyon da onunla birlikte uzaklaşır.

Asıl acı, bir “sen”in yokluğu değildir.
Asıl sarsıntı, o “sen” sayesinde mümkün görünen “ben”in artık ulaşılamaz hâle gelmesidir.

İnsan o yüzden uzun süre birini özlediğini sanır.
Ama aslında özlediği,
o kişinin yanında kendisinde gördüğü hâlidir.

Daha cesur bir “ben”,
daha sakin bir “ben”,
daha sevilebilir bir “ben”…

Ve kayıp, tam da burada derinleşir;
Kişi gider,
ama ihtimal yarım kalır.

Zaman geçer.
İnsan bunu da öğrenir:
Bazı ihtimaller insanlarla birlikte doğmaz,
onların içinde açılır ve yine onların içinde kapanır.

Ve geriye şu cümle kalır;

Asıl kaybedilen kişi değil…
o kişiye bakarken kendinde gördüğün ihtimaldir.
Kadının Mevsimleri

İlkbahar kadınıdır bazen…
Bir tomurcuğun sabrı gibi yeşerir içten,
Her sabah yeniden doğar aynalara.
Kirpiklerinden süzülen umutla
Toprağı kabartan bir gülüş taşır sesinde.
Severken telaşlıdır, ama içtendir;
Çünkü her yeni aşkta bir dünya kurar
Narin bir karahindiba gibi.

Yaz kadınıdır bazen…
Teninde güneşin gölgesi,
Gözlerinde yakıcı bir mavilik saklıdır.
Ne isterse cesurca söyler,
Rüzgârla kavga etmez;
Onu da saçıyla dans ettirir.
Aşkı yakar, dokunuşu tutuşturur.
Gülüşüyle şehirleri sarar,
Yalnızlığın alnına serin bir öpücük kondurur.

Sonbahar kadınıdır bazen…
Bir vedaya yürürken bile zariftir.
Dökülen yapraklar gibi sükûnetlidir susuşu.
Anlatmaz çoğu zaman,
Ama her bakışı, bin şiirin susmuş hâlidir.
Gönlünde sararmış mektuplar taşır,
Sesinde kırgın bir şarkı,
Ama hâlâ sevecek kadar güçlüdür.

Kış kadınıdır bazen…
Sessizdir, ama yıkıcı değil.
Kar gibi iner yüreklere,
Örter acıları, hatıraları,
Beyaz bir sabır gibi.
Soğuğu bile sıcak kılar içten bir dokunuşla.
Kimseye muhtaç değildir;
Çünkü içindeki sobaları yakmayı çoktan öğrenmiştir.

Ve bazen…
Dört mevsimi bir bedende taşır kadın.
Ne tam ilkbahardır, ne yalnızca kış.
Bir gün umutla çiçek açar,
Ertesi gün karla örter kendini.
Ama hep yaşatır.
Ve hep yaşar.
Ve hep… kadındır.

Administrator
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir Websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Yazı Atölyesi kültür sanatın, hayatın pek çok alanını kapsayan nitelikli edebiyat içerikli haber sunar. Bu nedenle başka kaynaklardan alınan, toplanan, bir araya getirilen bilgileri ve içerikleri kaynak belirtilmeksizin yayına sunmaz. Türkçenin saygınlığını korumak amacıyla ayrıca Türk Dil Kurumu Sözlüğünde önerilen yazım kuralları doğrultusunda, yayınladığı yazılarda özellikle yazım ve imla kurallarına önem verilmektedir. Yazı Atölyesi, üyeleri ve kullanıcılarıyla birlikte interaktif bir ortamda haticepekoz@hotmail.com + yaziatolyesi2015@gmail.com mail üzerinden iletişim içinde olan, bu amaç doğrultusunda belirli yayın ilkesini benimsemiş, sosyal, bağımsız, edebiyat ağırlıklı bir dijital içerik platformudur. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. http://yaziatolyesi.com/ Editör: Hatice Elveren Peköz Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/   Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782 -------*****-------
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.