Bir Fırtınadayım | Coşkun Durusu
Ama bu, dışarıda esen rüzgârın değil;
içimde birbirine çarpan sessizliklerin fırtınası.
Sanki gökyüzü üzerime kapanmış da
bulutlar artık yağmur değil,
yarım kalmış cümleler taşıyor.
İçimde bir yer var…
ne tam gece, ne tam sabah.
Sürekli askıda kalan bir zaman gibi.
Ne git diyebiliyorum, ne kalabiliyorum.
Bir fırtınadayım.
Kendi içime tutunmaya çalışıyorum
ama tuttuğum her şey
biraz daha benden kopuyor.
İnsan bazen en çok
kendine yetişemiyor.
Rüzgâr gibi düşünceler geçiyor içimden.
Birini yakalasam, diğeri kaçıyor.
Birine tutunsam,
öbürü yıkıyor içimde kurduğum dengeyi.
Ve ben…
en çok kendimi anlamaya çalışırken yoruluyorum.
Bir fırtınadayım.
Dışarıdan bakınca belki sessizim.
Ama içimde
camları kırılan bir şehir var.
Her duygunun ayrı bir enkazı…
her düşüncenin ayrı bir yıkımı.
Ve en kötüsü şu;
Bu fırtına bir anda başlamadı.
Yavaş yavaş birikti.
Sustukça büyüdü,
katlandıkça derinleşti,
görmezden geldikçe kök saldı.
Şimdi içimde bir deniz var
ama kıyısı yok.
Ne dalgalar dinliyor beni,
ne de rüzgâr geri çekiliyor.
Bir fırtınadayım…
Ama belki de ilk kez fark ediyorum;
Fırtına sadece yıkmak için gelmiyor.
Bazen saklananı ortaya çıkarmak için esiyor.
Bazen insanın kendinden kaçamayacağını hatırlatmak için.
Ben uzun süre kaçtım.
Kendimden, duygularımdan, kırılganlığımdan…
“İyiyim” diyerek geçiştirdim içimdeki çığlığı.
Ama bazı sesler sustukça büyürmüş.
Şimdi fırtına beni ortasında buldu.
Kaçacak bir yer bırakmadı.
Saklanacak bir duvar yok artık.
Sadece ben varım.
Ve içimde kopan dünya.
Bir fırtınadayım…
Ama belki de ilk kez
kendimi duymaya bu kadar yakınım.
Çünkü bazı fırtınalar insanı alıp götürmez;
olması gereken yere getirir.
Ve ben…
belki de ilk kez
kendi içimin kıyısına doğru sürükleniyorum.
Birisi
……